﻿1
00:00:16,300 --> 00:00:28,216
Achilles' Heel (n): a fatal weakness despite apparent
invulnerability (derived from Greek mythology)

2
00:00:31,455 --> 00:00:40,648
Efsaneye göre büyük savaşçı Aşil,
namağlup olabilmesi için annesi
tarafından Stiks nehrine batırılmıştı.

3
00:00:41,593 --> 00:00:45,828
Fakat annesi, Aşil’i tuttuğu
bileği suya batıramadı.

4
00:00:46,516 --> 00:00:52,938
Yenilmez görünüşüne rağmen,
büyük Aşil’in bir zayıflığı,

5
00:00:53,185 --> 00:00:58,056
onun nihai çöküşünü
getirecek bir kusuru vardı.

6
00:01:04,890 --> 00:01:11,135
Eski zamanlarda, filozoflar ve bilim
adamları dünyayı anlamakta zorlandılar.

7
00:01:11,636 --> 00:01:16,069
Bugün aynı arayış gözlem ve
deneyler aracılığıyla sürüyor.

8
00:01:17,479 --> 00:01:23,853
Fakat başlangıçtan beri
gözlemlerimizi hep bir lens,

9
00:01:24,001 --> 00:01:27,954
nereden geldiğimiz konusunda çoktan var
olan bir inanç aracılığıyla yorumladık.

10
00:01:29,063 --> 00:01:34,734
Tarih boyunca insanlar çoğunlukla çürütülemez
olduğunu düşündükleri sonuçlara ulaştılar.

11
00:01:35,021 --> 00:01:38,686
Dünyanın güneş sisteminin
merkezi olduğu düşüncesi gibi.

12
00:01:39,146 --> 00:01:43,113
Bu yalnızca fikirlerin
çöküşüne neden oldu.

13
00:01:45,922 --> 00:01:52,685
Tarih, hataların genelde dünyamızın yanlış
yorumlanması aracılığıyla yapıldığını gösteriyor.

14
00:01:53,416 --> 00:01:59,221
Peki bilim gerçekten büyük köken soruları
olan “Evrenin nereden geldiğini”

15
00:01:59,346 --> 00:02:03,581
ve “Herşeyin nasıl başladığını”
cevaplayabilir mi?

16
00:02:04,894 --> 00:02:09,211
Bilim bizi tüm bilginin nihai
kaynağına yönlendirebilir mi?

17
00:02:10,837 --> 00:02:15,811
Bugün evrim birçokları tarafından
sorgulanamaz bir gerçek olarak,

18
00:02:16,197 --> 00:02:20,176
aynı altın zırhı içindeki Aşil kadar aksi
iddia edilemez bir tez olarak kabul ediliyor.

19
00:02:20,659 --> 00:02:24,779
Fakat günümüzde
kanıtlara bakarak

20
00:02:24,831 --> 00:02:28,831
nereden geldiğimiz konusunda farklı
kanılara ulaşan farklı bilim adamları var.

21
00:02:30,055 --> 00:02:37,684
Bugün evrim teorisinin temel direklerine 15 doktora
sahibi bilim adamının gözlerinden bakacağız.

22
00:02:39,582 --> 00:02:45,796
Onlar sürülen kanıtları yakından inceledikten
sonra, hayati kusurlar buldular:

23
00:02:50,394 --> 00:02:53,375
Evrimin Aşil Topuğu

24
00:02:57,435 --> 00:03:00,152
[Doğal Seleksiyon]

25
00:03:00,191 --> 00:03:02,799
[Genetik]

26
00:03:02,813 --> 00:03:05,487
[Hayatın Kökeni]

27
00:03:05,498 --> 00:03:08,163
[Fosil Kalıntılar]

28
00:03:08,197 --> 00:03:10,819
[Jeolojik Kalıntılar]

29
00:03:10,837 --> 00:03:13,447
[Radyometrik
Tarihleme]

30
00:03:13,479 --> 00:03:16,143
[Evrenbilim]

31
00:03:16,171 --> 00:03:18,736
[Ahlaki Sonuçları]

32
00:03:25,811 --> 00:03:30,255
[Charles Darwin’in okuduğu
Cambridge Christ’s College]

33
00:03:48,417 --> 00:03:53,440
[Doğal Seleksiyon]

34
00:03:53,450 --> 00:03:59,531
[Doğal Seleksiyon:
Evrimin Motoru?]

35
00:03:59,617 --> 00:04:02,787
Çoğu kişi doğal seleksiyonu evrimin
temel motoru olarak görür.

36
00:04:03,317 --> 00:04:05,997
İddia edilen bu yavaş
ve kademeli mekanizma

37
00:04:05,987 --> 00:04:08,667
değişimlerle türlerin zamanla farklı
görünmesini ve davranmasını sağlar.

38
00:04:09,157 --> 00:04:11,797
Buna genelde güçlünün hayatta
kalması denir, fakat

39
00:04:11,927 --> 00:04:13,917
bu kafa karıştırıcısdır
çünkü her zaman

40
00:04:13,917 --> 00:04:15,907
en güçlü ve büyük
olan hayatta kalmaz.

41
00:04:16,997 --> 00:04:19,757
Gerçekte doğal seleksiyon
üremeyle ilgilidir;

42
00:04:20,187 --> 00:04:23,507
ileriki nesle en çok sahip
olan organizmalar tanım

43
00:04:23,507 --> 00:04:25,367
olarak en güçlülerdir.

44
00:04:25,487 --> 00:04:26,695
Ve bu genelde
doğrudur,

45
00:04:27,140 --> 00:04:28,865
çünkü organizmadaki bir
farklılık onun çevresine

46
00:04:28,877 --> 00:04:31,257
diğerlerinden daha çok
uymasını sağlamıştır.

47
00:04:34,117 --> 00:04:36,317
Peki herkes doğal
seleksiyondan bahsediyor

48
00:04:36,637 --> 00:04:38,897
ve bunu neredeyse
sihirli bir asa gibi,

49
00:04:38,897 --> 00:04:40,397
her şeyin açıklaması
olarak görüyorlar.

50
00:04:40,887 --> 00:04:44,037
Doğal seleksiyon yalnızca
değişken üreme demektir.

51
00:04:44,497 --> 00:04:46,717
Tüm yaşayan sistemlerde,
tüm kitlelerde

52
00:04:46,707 --> 00:04:49,487
bazıları diğerlerinden
çok üremiştir,

53
00:04:49,797 --> 00:04:51,167
bu da doğal
seleksiyondur.

54
00:04:52,347 --> 00:04:54,927
Özellikle pestisit
bozulması konusunda

55
00:04:55,007 --> 00:04:56,727
toprak mikrobiyolojisi
çalışmamdan örnek verirsek,

56
00:04:57,457 --> 00:05:02,517
bir toprakta otları, böcekleri
ya da hastalıkları yoketmek için

57
00:05:03,267 --> 00:05:06,687
için haşere ilacı kullandığımızda
o bakteriyel nüfusta

58
00:05:06,797 --> 00:05:12,307
ilacı büyümek için karbon ya da nitrojen
olarak kullanabilen bir kısım vardır.

59
00:05:12,617 --> 00:05:16,437
Zamanla nüfusta
değişiklik olur,

60
00:05:16,457 --> 00:05:20,827
fakat doğal seleksiyon yeni
bir özellik kazandırmamıştır,

61
00:05:21,647 --> 00:05:23,427
bu özellik zaten o
canlıda vardır.

62
00:05:25,157 --> 00:05:30,947
Doğal seleksiyon üzerine ilk kez
bir yaratılış sunumu gördüğümde,

63
00:05:31,657 --> 00:05:35,967
doğal seleksiyonun yalnızca
var olan şeyleri koruyup

64
00:05:36,287 --> 00:05:42,327
yalnız var olan şeyleri yok
edebileceği konusundaki

65
00:05:42,667 --> 00:05:46,317
körlüğüme şaşa kaldım.

66
00:05:46,917 --> 00:05:51,007
Yani bunun aslında yeni genetik
bilişimleri üretmediğini farketmek

67
00:05:51,037 --> 00:05:55,187
benim için bomba
gibi bir şeydi.

68
00:05:57,917 --> 00:06:00,720
Doğal seleksiyon
aslında

69
00:06:00,757 --> 00:06:07,400
çevreye uyumlu olmayan varlık
ve organizmaların elenip

70
00:06:07,647 --> 00:06:09,867
uyumluların hayatta
kaldığı süreçtir.

71
00:06:15,857 --> 00:06:18,727
Yani doğal seleksiyon
evrimle aynı şey değildir.

72
00:06:19,997 --> 00:06:24,187
En güçlünün yaşaması en
güçlünün var oluşunu açıklamaz.

73
00:06:25,277 --> 00:06:28,607
Eğer doğal seleksiyon zaten
var olanın seçilmesi ise,

74
00:06:29,027 --> 00:06:31,007
evrimsel süreç
nasıl gerçekleşir?

75
00:06:31,797 --> 00:06:38,530
Mutasyonlar, onu savunanların evrimi
gerçekleştirdiğini düşündükleri motordur.

76
00:06:39,448 --> 00:06:44,550
Eğer bu doğruysa bugün
genetik bilgiyi arttıran

77
00:06:44,857 --> 00:06:48,667
yüzlerce mutasyon
örneği görmeliydik.

78
00:06:50,237 --> 00:06:55,577
Mutasyon ve seleksiyondan oluşan bu
Darwin süreci bir yaratılış süreci mi?

79
00:06:55,577 --> 00:06:57,647
Hatta bu yaratıcı
süreç mi?

80
00:06:57,967 --> 00:07:00,647
Ve bunun cevabı yaratıcı bir süreç
olmadığı; mutasyon-seleksiyon süreci

81
00:07:01,097 --> 00:07:04,947
yalnızca ince ayar
sistemlerde işe yarar.

82
00:07:05,867 --> 00:07:07,487
Ve biyolojide
bunu görüyoruz.

83
00:07:07,787 --> 00:07:09,947
Eğer evrimin en yaygın
örneklerini düşünürsek,

84
00:07:09,947 --> 00:07:11,617
kitaplarda veya yayınlarda
gördüğünüz örnekler

85
00:07:12,677 --> 00:07:16,287
yeni bir özelliğin
eklenmesinden değil,

86
00:07:16,277 --> 00:07:18,027
var olan özelliklerin
bozulmasından kaynaklanıyor.

87
00:07:18,527 --> 00:07:21,997
Örneğin, farelerdeki
varfarin direnci

88
00:07:22,107 --> 00:07:24,717
ya da sineklerdeki
DDT direnci,

89
00:07:24,867 --> 00:07:27,917
mağara balıklarında ve
salamenderlerde görme kaybı,

90
00:07:28,087 --> 00:07:31,327
rüzgarlı adalardaki
böceklerde kanatların kaybı

91
00:07:31,747 --> 00:07:35,467
gibi durumlarda bunlar
mutasyon ile ayrılıyor,

92
00:07:36,047 --> 00:07:38,837
ve doğal seleksiyon onların
seçilmesinde rol oynuyor.

93
00:07:39,157 --> 00:07:42,037
Bunlardan kurtulmak
yararlı oluyor.

94
00:07:47,157 --> 00:07:51,707
Fakat insanlar bir dakika, yeni türlerin oluştuğunu
görüyorum, bu evrimin kanıtı değil mi diyor?

95
00:07:51,857 --> 00:07:55,497
Eh, pek de değil, çünkü bu
yaratılışçılar için sorun değil.

96
00:07:55,917 --> 00:07:59,457
Hem yaratılışçı hem de evrimci modeller
yeni türlerin oluşumunu öngörüyor.

97
00:07:59,667 --> 00:08:04,327
Bundan kastım Tanrı’nın elbette hayvanları
zamanla çoğalmak için tasarlamış olması.

98
00:08:04,674 --> 00:08:09,727
Kırmızı kurtlara ve gri kurtlara bakıyorsunuz, elbette
bunların ikisi de aynı atadan gelmiş kurtlar.

99
00:08:09,777 --> 00:08:13,726
Fakat söylediğimiz şey bunların Nuh’un gemisinden
gelen iki kurt benzeri atadan üremesi.

100
00:08:14,487 --> 00:08:17,287
Şimdi asıl sorun
türlerin ne olduğudur.

101
00:08:17,927 --> 00:08:19,477
Yani unutmayalım
ki türler,

102
00:08:19,647 --> 00:08:21,557
tür bir kelimedir.
İnsanlar üretmiştir.

103
00:08:21,877 --> 00:08:24,727
Ve türler arası sınırlar
genelde bulanıktır.

104
00:08:24,747 --> 00:08:32,294
[“…Türler ve çeşitler arasındaki farkın
belirsizliğine ve keyfiliğine çok şaşırmıştım.”]
Charles Darwin, Türlerin Kökeni Üzerine (s.48)

105
00:08:32,337 --> 00:08:35,567
Bilimadamları bu kelimeyi
farklı şekilde kullanıyor.

106
00:08:35,747 --> 00:08:39,177
Yerbilimciler fossilleri
görünüşüne göre türlere ayırıyor,

107
00:08:39,607 --> 00:08:42,737
ma bazen biyologlar
türler melez ise

108
00:08:42,837 --> 00:08:44,977
görünüşüne rağmen aynı
tür olabilir diyor.

109
00:08:45,337 --> 00:08:51,679
[All members of genus
Panthera can interbreed]

110
00:08:51,717 --> 00:08:56,481
Eğer düşünürseniz, yaratılış/evrim tartışmasının
iki tarafı da yeni türleri ön görüyorlar.

111
00:08:56,837 --> 00:09:02,157
Öyleyse, yeni türlerin oluşması
evrim teorisinde zorunlu olsa da

112
00:09:02,417 --> 00:09:07,157
eğer yaratılış modeli de bunu
savunuyorsa evrime kanıt olamaz.

113
00:09:07,987 --> 00:09:10,697
Size başka bir örnek vereyim.
Galapagos Adaları’na gittim.

114
00:09:10,967 --> 00:09:13,457
Marina iguanalarını ve
kara iguanalarını gördüm.

115
00:09:13,677 --> 00:09:16,157
Farklı görünüyorlar,
farklı hareket ediyorlar,

116
00:09:16,327 --> 00:09:18,827
farklı yerde yaşıyorlar,
farklı şeyler yiyorlar.

117
00:09:19,157 --> 00:09:22,957
Evrimciler tarafından iyi farklı
ve ayrı tür olarak kabul ediliyor

118
00:09:23,667 --> 00:09:25,917
ve milyonlarca yıl önce
ayrıldıkları söyleniyor.

119
00:09:26,157 --> 00:09:30,940
Yine de bu türlerin melez yavruları
var, ve bunları bulmak çok kolay.

120
00:09:30,997 --> 00:09:33,157
Yani farklı görünüyorlar,
ama birleşebiliyorlar.

121
00:09:33,206 --> 00:09:37,997
Elbette bu adaya ulaşan
tek bir türden türediler,

122
00:09:38,367 --> 00:09:41,327
peki bunlar gerçekten
de ayrı türler mi?

123
00:09:43,287 --> 00:09:45,357
Bu yalnız iguanalar
arasında olmuyor.

124
00:09:45,377 --> 00:09:48,617
Katil balinalar ve
yunuslar arasında,

125
00:09:48,627 --> 00:09:53,134
eşekler ve zebralar, kutup ayıları ve boz ayılar,
aslanlar ve kaplanların melezlerini gördük,

126
00:09:53,787 --> 00:09:57,207
ve bunların çoğu üreyen
yavrular türetiyor.

127
00:10:06,894 --> 00:10:12,376
[Darwin’in Galapagos’tan
topladığı ispinoz örnekleri]

128
00:10:12,377 --> 00:10:15,997
Darwin Galapagos’a gittiğinde,
ispinozlar hakkında bilgi topladı

129
00:10:16,617 --> 00:10:18,357
ve zamanla değişimi
görmek istiyordu.

130
00:10:18,657 --> 00:10:22,247
Uzunca süre sonra düşündüğünde
orada gördüğü ispinozlar

131
00:10:22,267 --> 00:10:28,667
muhtemelen, neredeyse kesinlikle
karadaki ispinozlardan türemişti.

132
00:10:29,337 --> 00:10:33,820
Fakat bunlar yalnız ispinoz türleri, hatta bugün
biz bunların çoğunun melez olduğunu biliyoruz,

133
00:10:33,867 --> 00:10:36,037
yani farklı tür
olarak anılmamalılar.

134
00:10:36,617 --> 00:10:41,667
Bu mikroplardan insanlara dönüşüm
bağlamında evrime örnek değildir.

135
00:10:42,917 --> 00:10:47,307
[Darwin’in İlk Evrim Taslakları] Darwin’in
ağaç şemasındaki temel konsepti yaşam ağacı,

136
00:10:47,354 --> 00:10:51,631
yani tüm canlılıarın tek
bir atasının olduğu.

137
00:10:51,657 --> 00:10:55,010
Fakat yaratılışçıların,
bizim düşüncemiz

138
00:10:55,267 --> 00:10:58,087
türlerin basit hallerine
kadar gidebileceğimiz,

139
00:10:58,087 --> 00:11:01,457
ama tek bir türle değil birçok
türle son bulacağımızdır.

140
00:11:01,457 --> 00:11:04,967
Bunlar adapte
olup çoğalarak

141
00:11:05,307 --> 00:11:08,755
bugün gördüklerimizi
yaratmıştır.

142
00:11:08,787 --> 00:11:12,177
Yani bir ağaç yerine yaratılışçılar
bunu bahçe olarak görür.

143
00:11:12,247 --> 00:11:16,097
Bahçedeki her ağaç
temel bir türken,

144
00:11:16,367 --> 00:11:20,617
ağacın dalları bugün
gördüğümüz türlerdir.

145
00:11:21,467 --> 00:11:26,937
Bence doğa kendini
yaşayan organizmaların

146
00:11:27,527 --> 00:11:31,467
yaşamına uyumlu kılabileceği
şekilde yaratıldı.

147
00:11:31,967 --> 00:11:35,961
Doğada çok fazla çeşitlilik potansiyeli
görüyoruz ama gerçek yenilikler yok.

148
00:11:35,961 --> 00:11:37,462
[Evcil köpekler
arasındaki farklar]

149
00:11:38,287 --> 00:11:44,937
İnsanlar farklı türlerden ve doğadaki farklılıktan
bahsediyorlar; bu gözlemleyeceğimiz bir şey.

150
00:11:45,327 --> 00:11:53,008
Fakat bu sağlam bir düzen ve bilgi üretmekle
aynı şey değil. Bunu göremiyorum.

151
00:11:53,777 --> 00:11:58,667
Tüm bu genlerle ön yüklü bir
organizma olduğunu düşünebilirsiniz.

152
00:11:59,117 --> 00:12:05,455
Bu belirli ortamda genin
şu parçaları kaybolabilir.

153
00:12:05,517 --> 00:12:09,647
Diğer çevrede, diğer
seleksiton baskısıyla

154
00:12:09,727 --> 00:12:12,127
başka bir parçayı, gen
setini kaybedebilirsiniz.

155
00:12:13,047 --> 00:12:16,287
Mutasyonların bazen yeni
özellikler ürettiği doğru olsa da,

156
00:12:16,617 --> 00:12:20,227
genellikle var olan özellik
ve bilgileri yok ederler.

157
00:12:20,577 --> 00:12:23,367
Afrika’da orak hücre anemisi adında
yeni bir özellik oluştuğunda,

158
00:12:23,397 --> 00:12:26,407
insanların sıtma enfeksiyonundan
kurtulmasını sağladı.

159
00:12:26,717 --> 00:12:29,277
Yeni bir özellikti. Ama bu
süreçte hemoglobin geni bozuldu.

160
00:12:30,037 --> 00:12:36,082
Aynı şekilde bakterilerdeki antibiyotik
direncinin çoğu örneği bozuk genlerin
hücreye birşeyler taşımasından kaynaklanıyor.

161
00:12:37,927 --> 00:12:42,530
Bakterinin yaşamasının nedeni taşıyıcı
genin bozulması ve zehrin ulaşamaması.

162
00:12:44,197 --> 00:12:47,967
Yeni bir şey yaratmaktansa
bozmak daha kolaydır.

163
00:12:49,157 --> 00:12:53,865
Doğal seleksiyon artı mutasyonaslında
evrim için yanlış yönde işler.

164
00:12:53,883 --> 00:12:56,927
Öyleyse soru şudur:
Evrim nasıl olur?

165
00:12:59,018 --> 00:13:01,253
[Doğal Seleksiyon:
Özet]

166
00:13:01,262 --> 00:13:05,256
[‘Doğal Seleksiyon’
evrim değildir]

167
00:13:05,262 --> 00:13:09,240
[Yalnızca önceden var
olan bilgiyi ‘seçebilir’]

168
00:13:09,264 --> 00:13:13,262
[Seleksiyon artı mutasyon evrim
için yanlış yönde işler.]

169
00:13:13,266 --> 00:13:17,260
[Seleksiyon artı mutasyon evrim
için yanlış yönde işler.]

170
00:13:17,269 --> 00:13:21,264
[Doğal seleksiyon yaratılış
modelinin bir parçasıdır.]

171
00:13:30,523 --> 00:13:35,592
[Genetik: Modern Genetiğe
karşı Darwinci evrim]

172
00:13:35,617 --> 00:13:39,527
Aslında, ben genetiğin evrime karşı
en güçlü tez olduğuna inanıyorum.

173
00:13:40,155 --> 00:13:44,165
Bunun nedeni var olan
genlere baktığınızda,

174
00:13:44,267 --> 00:13:48,117
aslında, onların nesilden
nesile aktarılıp geçtiğini,

175
00:13:48,327 --> 00:13:52,471
ama gördüğünüz değişimler, mutasyonlar
aslında genleri yok ederler.

176
00:13:52,493 --> 00:13:57,116
[Gen (i): Bir talimat içeren
bir kalıtsal DNA parçası]

177
00:13:57,157 --> 00:14:01,877
Biyolojinin alanı genetiği, genetik
bilgiyi, genetik bilginin aktarımını,

178
00:14:01,897 --> 00:14:06,107
genetik bilgi aktarımının kontrolünü ya
da benim alanım olan biyoteknolojiyi;

179
00:14:06,157 --> 00:14:10,807
bunları zeki bir biçimde üstün bir şey
yaratmak için değiştirmeyi inceler.

180
00:14:10,807 --> 00:14:14,777
Darwinizmin bununla
alakası yoktur.

181
00:14:14,997 --> 00:14:19,887
Keyfi bir yaklaşım
hiçbir şey üretmez.

182
00:14:19,907 --> 00:14:26,617
Doğayı anlamakta rastgelelik
zeka ile karşılaştırılamaz.

183
00:14:28,117 --> 00:14:30,497
Cornell Üniversitesinde
bir sempozyum düzenledim

184
00:14:31,037 --> 00:14:33,197
ve konu biyolojik
bilgilerdi.

185
00:14:33,747 --> 00:14:36,167
Tüm bilimadamları tek
bir şeyde hem fikirdi,

186
00:14:36,577 --> 00:14:40,467
bu da bilginin hayatın ne olduğu
anlayışımız için temel olduğuydu.

187
00:14:40,527 --> 00:14:43,247
Bilgi bir bakıma hayatı
hayat yapan şeydir.

188
00:14:43,897 --> 00:14:46,067
Ben yalnızca veriler gibi
bilgilerden bahsetmiyorum;

189
00:14:46,487 --> 00:14:51,797
bağlantılardan, hücredeki iletişim
bağlantılarından bahsediyorum.

190
00:14:53,367 --> 00:14:56,787
Hücredeki en harika bilgi
iletim sistemlerinden biri

191
00:14:57,157 --> 00:15:02,287
proteinlerin DNA iplerinden
kodlanması ve deşifre edilmesidir.

192
00:15:02,747 --> 00:15:06,157
Bu uzun, hassas ve yapışkan
DNA iğpliğiyle başlar,

193
00:15:06,317 --> 00:15:10,687
RNA polimerazı denilen harika
bir makine ipleri büker,

194
00:15:10,727 --> 00:15:14,767
cocini açarak DNA’yı RNA adı
verilen bir moleküle kopyalar.

195
00:15:15,487 --> 00:15:20,005
RNA biraz farklı bir dil kullanır.
DNA gibi dört harfi vardır,

196
00:15:20,087 --> 00:15:24,027
fakat bunlar A, C, G ve T
yerine A, C, G ve U’dur.

197
00:15:24,917 --> 00:15:28,867
Daha sonra RNA çekirdekten ayrılır ve
farklı harika bir makina ona bağlanır.

198
00:15:29,537 --> 00:15:35,546
Buna ribozom denir ve RNA’nın
dört harfli dilini yirmi farklı

199
00:15:36,047 --> 00:15:39,407
amino asitten oluşan protein
diline çevirmekten sorumludur.

200
00:15:40,287 --> 00:15:44,117
tRNA’nın altındaki üç temel RNA’nın
üç harfli gruplarıyla eşleşir.

201
00:15:44,147 --> 00:15:49,301
Diğer uçta büyüyen protein iplerine
bağlandıkça amino asitler oluşur.

202
00:15:49,827 --> 00:15:53,567
Fakat süreç bitmemiştir, çünkü çoğu proteinin
katlanmak için yardıma ihtiyacı olur.

203
00:15:54,277 --> 00:15:57,707
Bu da bekçi olarak adlandırılan
küçük moleküllerle yapılır.

204
00:15:58,317 --> 00:16:02,277
Katlanmamış proteinie
yapışır ve onu korurlar,

205
00:16:02,447 --> 00:16:08,176
protein de balon şeklinde şaperon adı verilen
bir moleküle aktarılır ve son şeklini alır.

206
00:16:08,987 --> 00:16:18,143
DNA’dan proteine çeviri, tamamen iki
farklı dil olan DNA’nın linear kodundan üç
boyutlu protein dünyasına çevirmek için

207
00:16:18,497 --> 00:16:22,997
kesin ve karmaşık makinaların kullanıldığı
oldukça karmaşık bir süreçtir.

208
00:16:31,417 --> 00:16:35,497
Genomda ve onla çalışan bu
karmaşıklıklara ve bu kodlara,

209
00:16:35,977 --> 00:16:40,117
hücrelerdeki işletim
sistemine bakarsak,

210
00:16:40,577 --> 00:16:46,077
arkasındaki zekayı
dışlamak oldukça zordur.

211
00:16:46,157 --> 00:16:50,037
Ve bence yaratılışçıların bu
sistemlerde gördüğü şey budur.

212
00:16:50,207 --> 00:16:56,858
En basit hücrede bile bulunan bu oldukça karmaşık
ve harika iletişim ağı nasıl ortaya çıktı?

213
00:16:57,367 --> 00:17:02,157
Ortaya çıkması için üç şeye ihtiyaç vardır.
Birincisi, bir dile ihtiyacınız var.

214
00:17:02,857 --> 00:17:07,217
Eğer bir dil olmazsa bir
iletişim sistemi dahi oluşamaz

215
00:17:07,357 --> 00:17:09,627
çünkü hücrede alıcılar
ve göndericiler vardır.

216
00:17:09,877 --> 00:17:13,907
İkincisi, iletişim kanalları
ya da ağları gerekir.

217
00:17:13,947 --> 00:17:16,667
Bu interneti oluşturan
düzene benzer.

218
00:17:16,707 --> 00:17:19,867
Üçüncüsü de, diğer dile çevrilen ve
iletişim kanalları aracılığıyla iletilen

219
00:17:20,597 --> 00:17:26,699
anlamlı bir bilgiye
sahip olmanız gerekir.

220
00:17:31,987 --> 00:17:34,727
Bilgi hücresel işlevin
merkesindedir.

221
00:17:35,157 --> 00:17:37,157
Hücrenin bir postanesi
olduğunu biliyor musunuz?

222
00:17:37,707 --> 00:17:39,877
Kinesin adı verilen özel
moleküller bulunur,

223
00:17:39,887 --> 00:17:44,027
ve madde paketlerini hücrenin farklı
bölgelerine götürmekle sorumludurlar.

224
00:17:44,467 --> 00:17:48,127
Fakat yolculuklarında önceden
belirlenmiş yerlere giderler.

225
00:17:48,157 --> 00:17:51,247
Bu adres sistemi olmadan,
hücre işlemez bile.

226
00:17:54,147 --> 00:17:58,447
Bilgi, iletişim,
ve dil.

227
00:17:59,207 --> 00:18:03,267
Bunlar soyut varlıklardır,
zeka aracılığıyla oluşurlar

228
00:18:03,967 --> 00:18:09,533
ve hepsi de tanımlayıcısıdır, biri olmadan
diğeri de olmaz. Hepsi aynı anda oluşurlar.

229
00:18:11,077 --> 00:18:14,497
Yine de genomdaki bilgi baştaki
düşüncemizden çok daha karmaşıktır.

230
00:18:14,657 --> 00:18:19,207
Hatta, genom farklı seviyelere,
farklı bilgi boyutlarına sahiptir.

231
00:18:19,917 --> 00:18:22,207
DNA adında tek boyutlu
diziyle başlayalım.

232
00:18:22,867 --> 00:18:26,017
Bunun üzerine, genomun
farklı bölümleri arasındaki

233
00:18:26,027 --> 00:18:28,047
bu iki boyutlu büyük
etkileşim ağı eklensin.

234
00:18:28,497 --> 00:18:31,317
Sonra DNA'yı
dördüncü boyutta,

235
00:18:31,767 --> 00:18:34,977
zaman içinde şekil değiştiren üç
boyutlu bir şekle katlamalıyız.

236
00:18:35,617 --> 00:18:40,723
Bunu daha karmaşık kılarak,
genomun çoğu kısmının aynı anda birden
fazla şeyi kodladığı artık biliniyor.

237
00:18:41,587 --> 00:18:44,317
Kesişen kodları geliştirmek
neredeyse imkansız,

238
00:18:44,597 --> 00:18:49,898
çünkü kodlardan birini geliştirirsen
diğerlerinden birini yok ediyor ya da bozuyor.

239
00:18:50,077 --> 00:18:55,503
Kesişen kodlardan kastım elbette aynı DNA
dizisinin birden fazla mesajı olması,

240
00:18:56,057 --> 00:18:58,305
ve bu artık
oldukça net.

241
00:18:58,327 --> 00:19:02,147
Bu kesişen kodlardan çoğu çöp
DNA adı verilen yerdedir.

242
00:19:02,337 --> 00:19:06,243
Aslında genomun yalnızca yüzde
ikisi protein için kodladığından,

243
00:19:06,277 --> 00:19:11,819
bilim adamları yıllar önce geri kalanının
evrimse tarihimizden kalan önemsiz
kalıntılar olduğuna karar verdi.

244
00:19:12,137 --> 00:19:14,197
Fakat bu görüş artık
oldukça saf kalıyor,

245
00:19:14,727 --> 00:19:20,310
çünkü genomsal devrim genomun protein kodlamayan
parçalarının aktif olduğunu gösterdi.

246
00:19:20,667 --> 00:19:25,767
Protein üretmek için değil ama,
DNA’ya yakın olan RNA adında

247
00:19:26,057 --> 00:19:31,381
hücrenin yükünü en çok taşıyan, ve genellikle
protein ürününü tamamen bir şey üretmek için.

248
00:19:32,157 --> 00:19:35,057
DNA aynı zamanda hücredeki
farklı işlevleri

249
00:19:35,067 --> 00:19:38,607
kontrol etmek için de
birçok kodu içeriyor.

250
00:19:38,669 --> 00:19:43,158
[Çöp DNA’nın
bilinen işlevleri]

251
00:19:43,247 --> 00:19:46,507
Bir çok bilimadamı
aslında

252
00:19:47,137 --> 00:19:50,737
çöp DNA yaklaşımının
büyük bir yanlış olduğu,

253
00:19:50,847 --> 00:19:55,867
tarihe bilimin en büyük hatalarından
biri olarak yazılacağı ve

254
00:19:56,117 --> 00:20:01,707
bunun Darwinci konsepte ideolojik bağlılıktan
kaynaklandığı konusunda hem fikir.

255
00:20:02,077 --> 00:20:08,286
Çöp DNA mitine benzer bir mitse insan ve
şempanze genomlarının %98 aynı olduğudur.

256
00:20:08,577 --> 00:20:11,717
Bu sayı biz daha çok genetik
bilgisi kazandıkça azaldı,

257
00:20:11,967 --> 00:20:15,272
ve artık eskiden
çok daha düşük.

258
00:20:15,287 --> 00:20:20,654
Fakat sayının pek önemi yok, çünkü
insanlar ve şempanzeler benzer görünüyor,

259
00:20:20,717 --> 00:20:23,077
benzer davranıyor, benzer ortamlarda
yaşıyoruz ve aynı yemeği yiyoruz.

260
00:20:23,997 --> 00:20:27,997
Hem yaratılışçılar hem de evrimciler genetik
olarak benzer şeyler yapmalarını bekliyor.

261
00:20:28,477 --> 00:20:33,067
Ama yaratılışçılar bunun ortak atadan
değil ortak tasarımdan olduğuna inanıyor.

262
00:20:34,097 --> 00:20:39,641
Ve orak hücre anemisi veya kalıtsal
körlük gibi yeni mutasyonları,

263
00:20:39,707 --> 00:20:45,283
tüm bu kötü şeyleri hariç tutarsak,
dünyadaki insan çeşitliliğini

264
00:20:45,667 --> 00:20:51,737
tek bir insan çiftine
bağlamak mümkündür.

265
00:20:52,377 --> 00:20:57,110
Fakat bir sorun var, be insan genomuna,
şempanze genomuna veya farklı bir
genoma bakmanız fark etmiyor.

266
00:20:57,617 --> 00:21:02,761
Ve sorun bilginin bozulması ve türdeki
mutasyonların zamanla büyümesi.

267
00:21:03,247 --> 00:21:06,981
Son on üç yıldır genetik bilgi
yitimi konusunda çalışıyorum,

268
00:21:07,067 --> 00:21:09,132
ve gerçekten oldukça
temel bir soru.

269
00:21:09,167 --> 00:21:12,032
Bu genetikçiler tarafından
çokça kabul edilen bir şey

270
00:21:12,117 --> 00:21:16,077
ve sorun kötü mutasyonların
insan genomunda birikmesi.

271
00:21:16,497 --> 00:21:20,417
Bu en iyi yalnızca kişisel seviye
göz önüne alınarak resmedilebilir.

272
00:21:20,827 --> 00:21:26,416
Sizin ya da benim bedenimizde her hücre
ayrıldığında üç yeni mutasyon oluşuyor.

273
00:21:26,577 --> 00:21:30,955
Bu çok çarpıcı çünkü
ölmemizin nedeni bu.

274
00:21:30,997 --> 00:21:38,172
Ve yaşlanmamızın ve sistemimizin
bozulmasının nedeni bu mutasyon süreci,

275
00:21:38,285 --> 00:21:41,767
ve genomumuzda kötü
mutasyonların birikmesi.

276
00:21:41,877 --> 00:21:43,617
Bu yüzden bir
yaşam sınırı var.

277
00:21:53,417 --> 00:21:55,227
Şimdi, sorunumuz
hala büyük,

278
00:21:56,047 --> 00:21:58,377
çünkü zaten ölümlü
olduğumuzu biliyoruz.

279
00:21:58,867 --> 00:22:03,935
Fakat mutasyonlarımızın belli bir
kısmını çocuklarımıza geçiriyoruz,

280
00:22:03,997 --> 00:22:08,374
ve onlar daha fazla mutasyon ekliyorlar,
sonra çocuklarına aktarıyorlar

281
00:22:08,430 --> 00:22:12,272
ve onlar da daha fazla mutasyon
ekleyerek yeni nesle geçiriyorlar.

282
00:22:12,317 --> 00:22:16,885
Bu yalnız insanlar için değil
tüm insan ırkı için bir sorun.

283
00:22:16,957 --> 00:22:22,587
Ve mantıken, insan ırkının gelişmesi
değil kötüye gitmesi lazım.

284
00:22:22,867 --> 00:22:28,705
Yani aslında insan ırkı kötüye gidiyor,
insan genomu bir araba gibi paslanıyor.

285
00:22:30,157 --> 00:22:32,157
Doğal seleksiyon bu
sorunu çözebilir mi?

286
00:22:33,037 --> 00:22:34,157
Hayır.

287
00:22:34,327 --> 00:22:35,617
İnsanlarla dolu
bir oda düşünün.

288
00:22:35,807 --> 00:22:40,327
Yalnızca en kötü ya da en bariz
mutasyonları olanları öldürün.

289
00:22:40,577 --> 00:22:41,917
Geriye ne kalır?

290
00:22:42,157 --> 00:22:47,367
Hala ebeveynlerinden 60 ila 100 arasında daha
fazla mutasyona sahip insanlarla dolu bir oda.

291
00:22:47,997 --> 00:22:49,917
Eğer herkes artarak
mutasyona uğruyor,

292
00:22:50,377 --> 00:22:53,507
her nesil öncekinden
daha çok mutans ise

293
00:22:54,307 --> 00:23:00,608
seleksiyonun tek yapacağı sürüdeki en kötüleri
öldürerek kötüleşmeyi yavaşlatmaktır.

294
00:23:00,977 --> 00:23:04,497
Fakat bu toplamda zamanla oluşan
mutasyon artışını durdurmaz.

295
00:23:04,867 --> 00:23:07,157
Genetik bilgi
yitimi temeldir.

296
00:23:07,817 --> 00:23:14,752
Bu yalnız bizleri,
çocuklarımızı

297
00:23:15,157 --> 00:23:17,767
ve torunlarımızı
etkilediği için değil,

298
00:23:17,837 --> 00:23:21,407
gerçekten ölümcül olduğu
için çok temeldir.

299
00:23:22,157 --> 00:23:25,957
Çünkü işlerin iyi değil
kötüye gittiğini gösterir.

300
00:23:26,018 --> 00:23:33,145
[“Neden yüz kat daha fazla ölmüyoruz?”
Evrimci genetikçi Alexey Kondrashov]

301
00:23:33,249 --> 00:23:40,668
Tüm modern bilimsel kanıtlar orjinal iyi bir
tasarımın bozulup çürüdüğüne işaret ediyor.

302
00:23:40,727 --> 00:23:43,157
Bir bakıma iyi bilginin
kötüleşmesi gibi.

303
00:23:43,667 --> 00:23:46,167
Peki bu iyi bilgi en
başında nereden geldi?

304
00:23:46,577 --> 00:23:48,577
Yaşam nasıl başladı?

305
00:23:48,827 --> 00:23:51,127
Evrimsel bir senaryoda dahi, ilk hücrenin
oldukça fazla karmaşık olması gerekiyor.

306
00:23:55,091 --> 00:23:57,406
[Genetik Özeti:]

307
00:23:57,421 --> 00:24:01,414
[‘Bilgi’ yaşam için gereklidir,
fakat doğal süreçten kaynaklanmaz.]

308
00:24:01,413 --> 00:24:05,434
[Genomumuzun %98’inin çöp olduğu
düşüncesi büyük bir hataydı. ]

309
00:24:05,440 --> 00:24:09,407
[Her iki taraf da benzer görünen organizmalarda
genetik bir benzerlik olduğunu düşünüyor.]

310
00:24:09,423 --> 00:24:13,396
[Genetik bilgi kaybı evrim
için derin bir problem]

311
00:24:13,420 --> 00:24:17,402
[Genetik, yaratılışçı modelin
güçlü bir desteğidir]

312
00:24:23,854 --> 00:24:28,850
[Hayatın Kökeni]

313
00:24:28,854 --> 00:24:36,333
[Hayatın Kökeni: Bilinen fiziksel
süreçler bunu açıklayabilir mi?]

314
00:24:36,367 --> 00:24:40,917
Genel evrim teorisi tüm yaşayan
canlıların tek bir hücreden geldiğini,

315
00:24:41,117 --> 00:24:43,957
ve o hücrenin ilk madde gibi
bir şeyden geldiğini söyler.

316
00:24:44,327 --> 00:24:50,757
Ve bir kimyacı olarak benim için
evrim hakkındaki en büyük sorun

317
00:24:50,797 --> 00:24:53,507
canlı olmayan kimyasallardan yaşamın
gelmesidir, buna genelde kimyasal evrim denir.

318
00:24:54,117 --> 00:24:58,512
Çoğu kişi Miller-Urey deneyini duymuştur,
ve bu hala çoğu kitapta bulunuyor.

319
00:24:58,917 --> 00:25:03,037
Deneyde organik moleküllerin inorganik
perkürsorlerden gelip gelemeyeceğine baktılar.

320
00:25:03,407 --> 00:25:06,157
Yani bazı basit kimyasalları alarak
onları bir kıvılcım odasından geçirdiler.

321
00:25:06,667 --> 00:25:10,957
ve bulduklarının çoğu
kahverengi katrandan ibaretti.

322
00:25:11,247 --> 00:25:15,117
Çünkü rastgele kimyasal reaksiyonlar
rastgele sonuçlar üretti ve

323
00:25:15,287 --> 00:25:19,353
evet, bazı amino asitler de buldular,
ama sağ ve sol taraflı formlarda.

324
00:25:19,667 --> 00:25:23,547
Fakat bulamadıkları şey yaşam için
kritik olan bazı amino asitler idi.

325
00:25:23,577 --> 00:25:27,027
Nükleotitleri, büyük
biyomolekülleri bulamadılar.

326
00:25:28,167 --> 00:25:31,597
Yaşayan şeyler bulmak için bir çok
büyük moleküle ihtiyacımız var

327
00:25:31,657 --> 00:25:35,247
ve bu küçük moleküllerin büyük
moleküllere dönüşmesi demek.

328
00:25:35,817 --> 00:25:39,207
Asıl sorun kimyasalların o
şekilde reaksiyon göstermemesi.

329
00:25:39,237 --> 00:25:44,052
Gerçek kimyada öğrendiğim her
şey, reaksiyonların yaşamın

330
00:25:44,097 --> 00:25:47,337
canlı olmayan kimyasallardan gelmesi için
gerekenin zıttı yönünde çalıştığını gösterir.

331
00:25:48,577 --> 00:25:52,137
Bunu yapmaya çalışan her kimyacının
reaksiyona su eklememesi gerekir,

332
00:25:52,157 --> 00:25:57,077
çünkü su reaksiyonu küçük moleküllere
doğru ters yönde işletir.

333
00:25:57,247 --> 00:26:00,497
Fakat ilk madde içinde oldukça
su bulunması gerekir.

334
00:26:00,587 --> 00:26:04,917
Bu nedenle bu gerçek bir kimyacının protein
veya DNA yapmaya çalışacağı son yerdir.

335
00:26:09,957 --> 00:26:14,027
Kimyasal evrimle ilgili başka bir
sorun da kiralite sorunudur.

336
00:26:14,037 --> 00:26:22,977
Fakat bedenimizdeki tüm amino asitler solaktır,
ve DNA’daki tüm şekerler sağ eli kullanır.

337
00:26:22,997 --> 00:26:28,966
Fakat bir ilk maddede ikisinden de
eşit sayıda olmalıdır, ve tek elli bir
karışım yapmak çokkarmaşıktır.

338
00:26:28,997 --> 00:26:32,277
Fakat bir ilk maddede ikisinden
de eşit sayıda olmalıdır,

339
00:26:32,294 --> 00:26:36,347
ve tek elli bir karışım
yapmak çokkarmaşıktır.

340
00:26:36,552 --> 00:26:38,727
İlk madde ne
yapacağını bilmiyor,

341
00:26:38,737 --> 00:26:41,767
bu nedenle hayatın kökeni
olmak için uygun değildir.

342
00:26:43,167 --> 00:26:48,157
Evrimsel hayatın kökeni için en yaygın
senaryo RNA dünyası olarak adlandırılır.

343
00:26:48,327 --> 00:26:52,057
Bunda kendilerini yeniden üretebilecek ve
yavaşça ilk üreyen organizmaya dönüşen

344
00:26:52,057 --> 00:26:57,278
RNA molekülleriyle dolu bir
deniz ya da göl düşünülür.

345
00:26:57,327 --> 00:27:02,587
RNA dünyası çaresiz bir
girişimdir, son bir çabadır,

346
00:27:03,267 --> 00:27:05,107
hedefi tutturamaz ve
tamamen bilim dışıdır.

347
00:27:05,647 --> 00:27:13,255
Kendisine yardım edecek bir protein olmadan,
hiçbir RNA kendi başına kendini
yapıtaşlarından türetemez.

348
00:27:13,737 --> 00:27:18,327
Bu yüzden evrimcilerin RNA dünyasının mümkün
olduğunu söylemeleri dürüst değildir.

349
00:27:19,077 --> 00:27:24,187
Daha da kötü bir şekilde,
RNA DNA’dan da az sabittir.

350
00:27:24,577 --> 00:27:28,537
Hücrelerinizde her gün bir
milyon kadar DNA bozuluyor.

351
00:27:28,707 --> 00:27:33,867
Bunların çoğu hücredeli inanılmaz dolaşıktır ve
harika onarım sistemleri tarafından onarılıyor.

352
00:27:34,367 --> 00:27:36,687
Fakat RNA DNA’dan
da az sabitse

353
00:27:36,707 --> 00:27:40,767
ve DNA yalnızca hayatta kalmak için hassas
onarım sistemlerine ihtiyaç duyuyorsa,

354
00:27:41,337 --> 00:27:44,097
Rna dünyası nasıl
mümkün olabilir?

355
00:27:44,867 --> 00:27:48,487
Ayrıca, RNA'nın yapı
taşları üç katlıdır:

356
00:27:48,487 --> 00:27:52,107
şeker, bir baz ve
fosfat vardır,

357
00:27:52,157 --> 00:27:59,117
bu şeyler doğal olarak RNA için gerekli
nükleotit bazlarını oluşturmak için birleşmez.

358
00:27:59,157 --> 00:28:03,827
Yani daha başından RNA’nın yapı
taşlarını bile elde edemeyiz.

359
00:28:04,157 --> 00:28:07,187
Ve yapı taşlarının bileşenleri
sabit değillerdir,

360
00:28:07,307 --> 00:28:11,447
riboz ve bazlar oldukça
hızlı şekilde ayrışır.

361
00:28:12,567 --> 00:28:18,684
Enzimler de hücrede katalizör olarak gereklidir
ve RNA bunu çok sınırlı bir ölçüde yapar,

362
00:28:19,037 --> 00:28:23,157
bu yüzden evrimciler bu ilk
RNA dünya fikrine başvurur.

363
00:28:23,867 --> 00:28:29,697
Fakat gerçekte yaşayan hücrelerde protein
bazlı enzimler işin çoğunu yapar.

364
00:28:30,007 --> 00:28:33,267
Yani yaşamın bir şekilde bu
harika protein enzimlerine

365
00:28:33,397 --> 00:28:37,887
oldukça sınırlı destek olmasından dolayı
RNA enzimlerini dönüştürmesi gerekti.

366
00:28:38,157 --> 00:28:39,537
Bu nasıl ve ne
zaman oldu?

367
00:28:39,587 --> 00:28:43,387
Bir enzim moleküldür.
Aslında,

368
00:28:43,387 --> 00:28:48,247
reaksiyonda tüketilmeden onu daha
hızlı hale getiren bir katalizördür.

369
00:28:48,247 --> 00:28:51,497
Yani, yaşam için gerekli olan
önemli bazı enzimler vardır ki,

370
00:28:51,517 --> 00:28:55,567
tepkimeyi 10-18 misline
kadar hızlandırır.

371
00:28:55,577 --> 00:28:59,747
Bu da, canlılarda saniyenin
birinde oluşan reaksiyonun

372
00:28:59,757 --> 00:29:03,997
enzimler olmadan milyonlarca ya
da milyarlarca sürmesi demektir.

373
00:29:04,007 --> 00:29:06,707
Yaşamın var olması için
bu enzimler gereklidir.

374
00:29:07,917 --> 00:29:10,747
Eğer doğal seleksiyon bu
enzimleri açıklayamazsa

375
00:29:10,757 --> 00:29:15,367
evrimcilerin elindeki tek şey şanstır.
Peki şans makul mudur?

376
00:29:15,787 --> 00:29:19,017
Yaşayan en basit canlının
bile hayatta kalması

377
00:29:19,047 --> 00:29:23,127
350'den fazla enzime
sahip olmasına bağlıdır.

378
00:29:23,617 --> 00:29:28,167
Ve enzimler, çok hassas bir amino
asit dizisinden yapılmıştır.

379
00:29:28,747 --> 00:29:31,277
Şimdi evrimciye karşı
çok cömert davranıp

380
00:29:31,297 --> 00:29:35,807
her enzimde yalnız 10 amino
asidin olduğunu sayalım.

381
00:29:36,917 --> 00:29:41,107
Şimdi diyelim ki
350 enzim olsun,

382
00:29:41,128 --> 00:29:44,839
her birinde de gerçekten
on adet amino asit olsun.

383
00:29:44,857 --> 00:29:50,917
Buradaki şansımız 5,000 haneli
pini ilk seferde bilmek gibidir.

384
00:29:52,667 --> 00:29:57,347
Bankanızın dört haneli kartının bile
sizin için koruma olması gerekir,

385
00:29:57,354 --> 00:30:00,145
ve banka sizlere bunu bir
başkasının bulması halinde

386
00:30:00,231 --> 00:30:02,687
bir yerlerde bırakmış
olduğunuzu söyler.

387
00:30:02,957 --> 00:30:06,987
Bu şansa olmadı, o zaman
5000 pin nasıl olmuştur?

388
00:30:06,997 --> 00:30:09,097
Bu şans ile
tahmin edilmedi.

389
00:30:13,167 --> 00:30:15,527
Yani burada gerçek bir tavuk
yumurta sorunumuz var,

390
00:30:15,667 --> 00:30:21,787
çünkü DNA’daki bilgilerin
okunması için enzimler gerek,

391
00:30:21,997 --> 00:30:25,207
fakat bu enzimleri okuma emirleri
enzimler olmadan okunamaz.

392
00:30:25,557 --> 00:30:27,777
Öyleyse hangisi
ilk oluştu,

393
00:30:28,097 --> 00:30:30,487
enzimler mi DNA mı?

394
00:30:33,157 --> 00:30:37,837
DNA replikasyonu ve protein sentezi
gibi birçok hücresel süreç,

395
00:30:37,977 --> 00:30:40,227
ATP olarak adlandırılan bir
molekül ile güçlendirilir

396
00:30:40,917 --> 00:30:43,797
ve ATP sintaz motoru, evrenin
harikalarından biridir.

397
00:30:43,817 --> 00:30:46,337
Tüm yaşam için gerekli küçük
bir elektrik motorudur.

398
00:30:46,787 --> 00:30:49,847
Bu döner motor döndürebilmek
için protenleri,

399
00:30:49,857 --> 00:30:54,325
ve ADP moleküllerinin fosfat moleküllerine
dahil olması için de bunu kullanır,

400
00:30:54,343 --> 00:30:56,957
ATP veya adenosin
trifosfat üretit.

401
00:30:57,507 --> 00:31:01,187
Tüm yaşam ATP üzerine kuruludur,
bu hücrenin enerji birimidir

402
00:31:01,357 --> 00:31:04,587
ve bedeniniz her gün kendi
ağırlığında ATP üzetir.

403
00:31:05,157 --> 00:31:08,537
Bu motor neredeyse %100
etkili olarak çalışır.

404
00:31:09,417 --> 00:31:15,527
ATP, abiyotik sistemlerde bulunmayan
karmaşık ve reaktif bir moleküldür.

405
00:31:15,907 --> 00:31:19,087
ancak ATP olmadan,
yaşam mevcut olamazdı.

406
00:31:19,157 --> 00:31:22,087
Hayat, bu molekülü enerji için
kullanmaya nasıl karar verdi

407
00:31:22,277 --> 00:31:24,437
ve onu üretmeden
önce nereden aldı?

408
00:31:27,707 --> 00:31:33,037
Biyokimyasalların kendiliğinden oluştuğu
senaryolarından yardım almak yeterli değil.

409
00:31:33,447 --> 00:31:35,387
Hayat biyokimyasallar
temelinde değildir.

410
00:31:35,437 --> 00:31:39,607
İstediğiniz biyokimyaya sahip
olun yalnız bu yaşam oluşturmaz.

411
00:31:40,157 --> 00:31:43,207
İstediğiniz amino asit
olsun, protein olsun,

412
00:31:43,227 --> 00:31:48,468
ilk maddeye RNA ya da DNA ekleyebilirsiniz,
ona zarlar dahi ekleyebilirsiniz.

413
00:31:49,567 --> 00:31:54,157
Fakat ilk olarak
bunlar asla uyumlu ve

414
00:31:54,707 --> 00:31:58,827
doğru oluşmuş bir hücre
olmaz olsalar dahi

415
00:31:59,447 --> 00:32:02,917
yaşam üretmeye yaklaşmayız bile
çünkü bu moleküllerde bilgi yoktur.

416
00:32:03,747 --> 00:32:09,803
Şimdi bilgiyi bir kitap, kağıdın üzerinde
mürekkep moleküller olarak düşünün.

417
00:32:09,857 --> 00:32:12,157
Bilgi bu mürekkepten
gelmemişti;

418
00:32:12,167 --> 00:32:15,287
bir sayfaya mürekkep
dökseniz bir kitap oluşmaz,

419
00:32:15,327 --> 00:32:19,417
çünkü kitaptaki bilgiler bu
mürekkebi harflere ve kelimelere,

420
00:32:19,427 --> 00:32:25,277
cümlelere ve paragraflara
çeviren bir aklın ürünüdür.

421
00:32:25,305 --> 00:32:28,773
[Bu imkansızdır: Rastgele
süreçler bilgi üretemez.]

422
00:32:28,807 --> 00:32:35,207
Örneğin, yaşayan en basit hücre olan
mikoplazmada 600 kilobayt bilgi vardır.

423
00:32:47,537 --> 00:32:51,207
Bu alfabe gibidir, harfler
bir şey söylemezler.

424
00:32:51,937 --> 00:32:56,217
Doğru şekilde konumlanıp
yorumlanmalıdırlar.

425
00:32:56,217 --> 00:32:59,177
Ve yaşayan canlıların
hücrelerinde bu olur.

426
00:32:59,407 --> 00:33:04,055
Kimyada kodlanmış bir bilgiyi tek
başına moleküle taşıyan bir şey yoktur.

427
00:33:04,397 --> 00:33:07,477
Yani, nükleotitazlardan
ilk maddeyi yapabilseniz

428
00:33:07,927 --> 00:33:11,227
ve bunların zincir
oluşturmasını sağlasanızda,

429
00:33:12,307 --> 00:33:14,387
bu yalnız rastgele
bir harf dizisidir.

430
00:33:14,867 --> 00:33:20,400
Eğer çok uzun süre beklerseniz ve şansa gerçek
bir komut içeren uyumlu bir dizi oluşursa,

431
00:33:20,917 --> 00:33:25,867
o bile rastgele mesajlar
denizinde tek komut olur.

432
00:33:26,157 --> 00:33:28,157
Bu yaşam için gerekli
olanın tam aksi.

433
00:33:28,167 --> 00:33:31,697
Hayat sıkıca kontrol edilen ve
kopyalanması için korunabilir,

434
00:33:31,967 --> 00:33:35,807
hataları düzeltebilen bir
çok bilgiyi gerektirir.

435
00:33:36,407 --> 00:33:41,517
Ve yaşam ortaya çıktığında
bunların mevcut olması gerekir.

436
00:33:42,587 --> 00:33:46,280
DNA ilk kez deşifre
edildiğinde,

437
00:33:46,577 --> 00:33:48,597
bilim adamları en basit
yaşayan hücreye bakıp

438
00:33:48,617 --> 00:33:53,787
birkaç yüz protein içeren bir
hücremiz olabileceğini düşündüler.

439
00:33:54,287 --> 00:33:56,257
Şu anda 400den
fazla var,

440
00:33:56,537 --> 00:34:01,257
ve bu proteinlerin kökeninden
birinin, bırakın yüzlercesini

441
00:34:01,677 --> 00:34:02,847
ve bu proteinlerin
kökeninden birinin,

442
00:34:03,157 --> 00:34:07,697
bırakın yüzlercesini hatta
DNA’yı birinin bile

443
00:34:07,767 --> 00:34:11,967
bunu kodlaması şansa
gerçekleşmez.

444
00:34:12,337 --> 00:34:15,287
Bu zaman içerisinde, hatta evrendeki her
atom her bir olası moleküler titreşim için

445
00:34:15,627 --> 00:34:17,257
deney olsa ki bu milyarlarca
yıldır, gerçekleşmez.

446
00:34:17,647 --> 00:34:22,247
Yaşamın kökeninin doğal bir
süreç olması inanılmaz,

447
00:34:22,407 --> 00:34:24,077
kesinlikle abes
bir fikir.

448
00:34:24,787 --> 00:34:29,857
Bir çok evrimci hayatın kökeninin evrimin
parçası olmadığını söyler, ama yok artık.

449
00:34:29,957 --> 00:34:33,037
Her canlının tek bir hücreden
geldiğine inanıyorlar,

450
00:34:33,047 --> 00:34:35,667
bunun da bir
ilk maddeden.

451
00:34:35,707 --> 00:34:39,157
Yani yaşamın cansız kimyasallardan
geldiği tezi olmalı,

452
00:34:39,157 --> 00:34:41,407
yoksa materyalizm
başarısız olur.

453
00:34:43,457 --> 00:34:46,527
Evrimcilerin kimyasal evrime inanırlarken
bu duruşu bilimden almıyorlar,

454
00:34:46,537 --> 00:34:50,717
bu kör inançtan
gelen bir duruş.

455
00:34:51,047 --> 00:34:53,107
Aslında mucizelere
inanıyorlar

456
00:34:53,107 --> 00:34:55,767
çünkü burada gerçek
kimyaya başvuramazlar.

457
00:34:56,207 --> 00:35:00,397
Evrimciler yaratılışçıları
genelde “Boşlukların Tanrısına”

458
00:35:00,467 --> 00:35:04,387
inanmakla suçlar;
anlamadığımız bir sürece

459
00:35:04,467 --> 00:35:06,997
“Tanrı öyle yapmış”
dediğimizi söylerler.

460
00:35:07,497 --> 00:35:10,537
Fakat çoğunlukla
cevaplanamayan bir soruyla,

461
00:35:10,557 --> 00:35:12,427
mesela hayatın kökeniyle
karşılaşıldığında,

462
00:35:12,997 --> 00:35:15,567
evrimciler kendi “boşlukların
Darwin’inden” yardım alır.

463
00:35:15,707 --> 00:35:17,447
Bakın, kimyanın yasaları,
genetik, istatistik

464
00:35:17,457 --> 00:35:20,087
ve informasyon teorisi
hakkında bildiğimiz her şey

465
00:35:20,527 --> 00:35:23,677
cansızdan yaşamın oluşması
fikrine karşıdır.

466
00:35:24,457 --> 00:35:28,397
Fakat bir evrimcinin yaşamın
böyle oluşması için

467
00:35:28,407 --> 00:35:30,347
bilimsel yasaların bozulduğuna
inanması gerekir.

468
00:35:30,577 --> 00:35:31,847
Bu kulağa inanç
gibi geliyor.

469
00:35:32,427 --> 00:35:38,477
Bence evrimin en büyük zorluklarından
biri ilk yaşamın kökeni,

470
00:35:38,617 --> 00:35:42,387
bir ilk maddeden
yaşamın gelmesidir.

471
00:35:42,907 --> 00:35:46,397
Bilimadamlarnın bunu laboratuarda
yapmaları yıllarını aldı,

472
00:35:46,427 --> 00:35:48,017
fakat zamanlarına ve harika
ekipmanlarına rağmen

473
00:35:48,447 --> 00:35:52,157
bunu başaramadılar. Bence
bu yaşamın bir ilk maddeden

474
00:35:53,157 --> 00:35:58,347
oluşamayacağına dair
harika bir kanıt.

475
00:35:58,401 --> 00:36:07,353
[Eğer yalnızca burada yaşamı sentezleyebilirsem…
o zaman başlangıçta yaşamın oluşması için
zekanın gerekmediğini kanıtlayabilirim!]

476
00:36:07,617 --> 00:36:13,297
Çoğu evrimci bu başlangıcın dünyadaki
yaşam için bir sorun olduğunu kabul eder,

477
00:36:13,617 --> 00:36:17,707
bu nedenle yaşamın dünya dışından
gelmesi fikrine başvururlar.

478
00:36:17,727 --> 00:36:19,857
Buna 'panspermi'
denir.

479
00:36:20,537 --> 00:36:23,467
Bunun iki türü vardır:
birincisi güdümsüzdür

480
00:36:23,727 --> 00:36:26,427
yani kimyasal evrimin
bir yerde gerçekleştiği

481
00:36:26,437 --> 00:36:30,257
ve yaşamın bir şekilde
dünyaya geldiğidir.

482
00:36:31,537 --> 00:36:35,117
Bu aslında yaşamın cansız varlıklardan
gelmesi sorununu çözmüyor,

483
00:36:35,127 --> 00:36:36,977
yalnız bilinmeyene
taşıyor.

484
00:36:36,977 --> 00:36:39,027
Hatta bunu bilimin
ötesine taşıyor.

485
00:36:39,307 --> 00:36:43,287
Yani bunun boşlukların Darwin’i teorisi
olup bilim olmadığı söylenebilir.

486
00:36:45,457 --> 00:36:48,687
Diğer bir fikir
ise panspermi,

487
00:36:48,697 --> 00:36:53,747
burada da zeki uzaylılar başka bir
evrenden dünyaya yaşamı taşıyor.

488
00:36:53,997 --> 00:36:57,367
DNA’nın ilk kaşiflerinden
Francis Crick

489
00:36:57,787 --> 00:37:01,617
bunun kendiliğinden olamayacağını
fark edenlerden biriydi.

490
00:37:02,164 --> 00:37:08,547
O da, diğer bilim adamları gibi zeki yaşamın
dünyaya başka gezegenden geldiğini ve

491
00:37:08,917 --> 00:37:13,157
bunun rastgele yaşamdan daha
güvenilir olduğunu düşündü.

492
00:37:26,417 --> 00:37:33,753
Güdümlü panspermia’ya başvuran evrimciler örtülü
olarak yaşamın zeki tasarımını kabul ediyorlar.

493
00:37:34,027 --> 00:37:38,207
Tek fark bunun tasarımcısının Kutsal
Kitap Tanrısı değil bir uzaylı olması.

494
00:37:39,457 --> 00:37:41,647
Tabi bu onlar için
en uygun olanı

495
00:37:41,657 --> 00:37:45,997
çünkü Tanrı uzaylılar aksine bazı
ahlaki gerekliliklere sahip.

496
00:37:46,487 --> 00:37:51,637
Yani O’na karşı ahlaki sorumluluk olmadan
tasarımcının tüm faydasına sahip oluyorlar.

497
00:37:52,297 --> 00:37:55,337
En basit hücreler ve ihtiyaçları
hakkındaki modern anlayışımız ışığında

498
00:37:55,417 --> 00:38:01,247
hayatın kökenini araştırmak
oldukça saçmadır.

499
00:38:01,497 --> 00:38:07,157
Bir gün hayatın kökeni konusundaki
çalışmalarını anlatan birinin seminerindeydim,

500
00:38:07,167 --> 00:38:09,677
yanımdaki bir
profesör bana eğilip

501
00:38:09,977 --> 00:38:12,737
“Bunun bilimle ne
ilgisi var?” dedi.

502
00:38:13,787 --> 00:38:17,497
Tüm bu köken çalışmalarının
bilimden çok tarihle ilgisi vardır.

503
00:38:18,047 --> 00:38:21,287
Bizlere fosil kalıntılarının dünyadaki
evrimsel tarihin kaydı olduğu söylendi.

504
00:38:21,827 --> 00:38:25,787
Ama belirtelim ki hiçbir taşta
bir ilk maddenin izleri yoktur.

505
00:38:26,157 --> 00:38:28,777
Eğer kimyasal evrim milyonlarca
yılda gerçekleştiyse

506
00:38:28,797 --> 00:38:32,197
ve taşlar yavaşça oluşup
fosiller yacaşça biriktiyse,

507
00:38:32,347 --> 00:38:34,757
fosil kalıntılarında
bunun kaydı olmalı.

508
00:38:35,305 --> 00:38:37,772
[Hayatın Kökeni Özeti]

509
00:38:37,790 --> 00:38:41,524
[Mümkün olan en basit yaşam
dahi oldukça karmaşıktır]

510
00:38:41,506 --> 00:38:45,514
[Biyomoleküller rastgele
reaksiyonlardan gelmezler.]

511
00:38:45,539 --> 00:38:49,537
[“RNA Dünyası” bilimsel
olarak gerçekçi değildir.]

512
00:38:49,557 --> 00:38:53,088
[Kimya, genetik, fizik, olasılık,
informasyon teorisi ve dil bilimin hepsi
yaşamın kökeninin rastgeleliğine karşıdır.]

513
00:38:53,113 --> 00:38:57,109
[Enzim katalizörlerinin var
olması için yaşam gereklidir.]

514
00:38:57,134 --> 00:39:02,831
[Yaşam için bilgi, iletişim ve dil gereklidir fakat
bunlar yalnız zeka sahibi kaynaklardan gelirler.]

515
00:39:09,094 --> 00:39:11,896
[Fosil Kalıntılar]

516
00:39:11,911 --> 00:39:18,408
[Fosil Kalıntılar: Net bir evrim
devamlılığı gösteriyor mu?]

517
00:39:18,417 --> 00:39:21,917
Bir çok kişi fosillerin
çok uzun yıllarda;

518
00:39:21,917 --> 00:39:23,657
binlerce, milyonlarca yılda
oluştuğuna inanıyor.

519
00:39:23,667 --> 00:39:29,067
Fakat fosilin var olması bile bir şeyin
oldukça hızlı gerçekleştiğinin kanıtı.

520
00:39:29,707 --> 00:39:34,167
Bir organizma öldüğünde çevreden bir
çok şey onu yok etmeye çalışır.

521
00:39:34,497 --> 00:39:36,347
Hava vardır,
erozyon vardır,

522
00:39:36,387 --> 00:39:40,117
leşçiller ve diğer hayvanlar gelecek
ve fosilinizi parçalara ayıracaktır.

523
00:39:40,867 --> 00:39:43,827
Fakat bir organizma öldüğü
anda tortullarla kaplıysa

524
00:39:44,267 --> 00:39:47,907
ve çevre onu korursa o zaman
fosilleşme süreci başlayabilir.

525
00:39:47,907 --> 00:39:50,577
Ve modern örneklerden
biliyoruz ki fosilleşme,

526
00:39:50,587 --> 00:39:53,135
kemiği ya da kabuğu taşa
döndürürken çok hızlı,

527
00:39:53,157 --> 00:39:56,463
hatta aylar içinde
bunu yapabilir.

528
00:39:56,487 --> 00:40:00,787
Fosillerin fosil
olabilmeleri için

529
00:40:01,277 --> 00:40:04,357
hızlıca şekillenmeleri
gerekdiğini bildiğimizden,

530
00:40:04,537 --> 00:40:06,557
fosillerin şekillendiği taşların da
hızlıca oluştuklarını da biliyoruz.

531
00:40:06,997 --> 00:40:10,707
Jeolojik kalıntıları
çalışan yaratılışçılar

532
00:40:10,947 --> 00:40:13,737
ve jeolojik kolon evrimci meslektaşlarımızla
bir konuda hemfikir olabilir:

533
00:40:14,077 --> 00:40:15,287
fosillerin düzeni.

534
00:40:15,647 --> 00:40:18,427
Fakat hemfikir
olmayacağımız şey

535
00:40:18,617 --> 00:40:21,447
düzenleri değil evrimci
meslektaşlarımın

536
00:40:21,747 --> 00:40:23,747
bu taşların yaşı
hakkındaki fikirleri.

537
00:40:24,817 --> 00:40:28,007
Charles Darwin fosil
kalıntılarının

538
00:40:28,267 --> 00:40:30,317
evrimi göstereceğini
söyledi,

539
00:40:30,647 --> 00:40:32,097
fakat o zaman
göstermedi.

540
00:40:32,577 --> 00:40:33,697
Bunun olacağını söyledi
ama olmadığını biliyoruz.

541
00:40:34,067 --> 00:40:37,687
Ve öngürüsü şimdiye dek
araştırmalarla kanıtlanamadı.

542
00:40:37,747 --> 00:40:41,407
Milyonlarca
fosil bulduk

543
00:40:41,627 --> 00:40:45,431
ama bir basit türün
diğerine geçişini göremedik

544
00:40:45,467 --> 00:40:50,237
ve hatta bu tüm evrim fikri
için büyük bir sorun.

545
00:40:50,747 --> 00:40:53,427
Hayvanlar arasındaki
büyük farklar,

546
00:40:53,447 --> 00:40:55,387
bu fülum seviyesindeki
farklar,

547
00:40:55,407 --> 00:40:58,277
bunlar evrimsel değişim için
en iyi örnekleri sağlamalı.

548
00:40:58,667 --> 00:41:01,007
Bir denizanasından
eklem bacaklıya,

549
00:41:01,277 --> 00:41:06,017
bir ıstakoza dönüşmek için
daha çok değişim gerekir.

550
00:41:06,697 --> 00:41:09,627
Darwinist evrim için en
az kanıt sağlayanlar

551
00:41:09,807 --> 00:41:13,977
tam da bu büyük
farklılıklardır.

552
00:41:17,577 --> 00:41:22,577
Paleontolojide en sık karşılaşılan sorunlardan
biri, Darwin'in kendi tasarılarından biridir.

553
00:41:23,107 --> 00:41:26,697
Darwin, Türlerin Kökeni'ni
yazdığında, jeolojik kolonda

554
00:41:26,837 --> 00:41:29,287
Kambriyen adında bir grup
fosil olduğunu biliyordu.

555
00:41:29,707 --> 00:41:32,737
Darwin, tüm hayvanların aynı
atayı paylaştığına inandığından,

556
00:41:32,747 --> 00:41:37,901
Kambriyen’deki hayvanların atalarının
altlarındaki taşlarda olması gerektiğini söyledi.

557
00:41:38,757 --> 00:41:42,957
Kambriyen patlamasını bağlama
oturmak için dünyayı

558
00:41:43,305 --> 00:41:48,807
yaşlı bir sistem üzerindeki
futbol sahası gibi düşünelim.

559
00:41:49,377 --> 00:41:51,407
Bir uçtaki dünyanın başlangıcı dört buçuk
yıl ve günümüz diğer bir uç olsun.

560
00:41:51,859 --> 00:41:58,793
Kambriyen, rakip takımın 12 yard çizgisinde
saha boyunca başlayıp bir yard da genişliyor.

561
00:41:59,560 --> 00:42:04,007
Ama tüm bu farklı hayvan
bedeni planlarını,

562
00:42:04,027 --> 00:42:06,407
bu filum-seviyesi değişimlerini
gördüğümüz Kambriyen patlaması yalnız

563
00:42:07,147 --> 00:42:08,697
10santimetrede
gerçekleşiyor.

564
00:42:09,557 --> 00:42:10,827
Tüm yard bile değil.

565
00:42:11,477 --> 00:42:17,650
Yani Kambriyen patlaması olan bu on santimde,
jeoloji için bu dar zaman diliminde,

566
00:42:17,737 --> 00:42:20,407
birbirinden yumuşakçalar
ve deniz kabukluları kadar

567
00:42:20,587 --> 00:42:24,747
farklı hayvanların ilk
görüntüsüne sahibiz.

568
00:42:25,157 --> 00:42:30,035
Bunlar bir zaman aralığında olması
gereken büyük anatomik değişiklikler.

569
00:42:30,467 --> 00:42:33,477
Oysa diğer alanlarda
insanlarla gorillaların

570
00:42:33,917 --> 00:42:36,787
ortak bir atası olup
olmadığına bakıyoruz.

571
00:42:37,157 --> 00:42:41,047
Büyük beden seviyesindeki
ayrımlara nazaran

572
00:42:41,437 --> 00:42:43,837
küçük anatomik farklılıkları ilk
defa Kambriyen’de görüyoruz.

573
00:42:44,337 --> 00:42:48,737
Ama biliyorsunuz, Kambriyen öncesi taşlarda
Kambriyen faunasının izleri yoktur.

574
00:42:49,157 --> 00:42:52,667
Pre-Kambriyen iddaya göre
birkaç milyar yılı işaret eder,

575
00:42:52,987 --> 00:42:55,927
ama mavi yeşil algler,
bakteriler ve belki

576
00:42:55,957 --> 00:42:59,117
geç pre-kambriyanda eklenmiş bazı
diğerlerinden başka bir şey bulunmaz.

577
00:42:59,817 --> 00:43:03,467
Çok duyduğumuz şeylerden biri de
Kambriyen faunanın atalarının

578
00:43:04,097 --> 00:43:07,807
fosil bırakamayacak kadar
yumuşak cisimli olduğudur.

579
00:43:07,997 --> 00:43:09,857
Ve Darwin Türlerin
kökeninde

580
00:43:10,157 --> 00:43:12,507
“Tamamen yumuşak hiçbir
organizma saklanamaz” demiştir.

581
00:43:13,227 --> 00:43:15,807
Fakat bu da anlamsızdır,
çünkü o bile

582
00:43:15,907 --> 00:43:19,317
taşlardaki kum tanelerinin hatta yağmur
damlalarının fosillerini biliyordur.

583
00:43:19,917 --> 00:43:24,197
Ve bugün deniz anası ve solucanları
fosil kalıntılarında görebiliyoruz.

584
00:43:25,957 --> 00:43:30,137
Kambridyen patlama evrimci kanılara
dair güçlü bir kanıt olsa da,

585
00:43:30,157 --> 00:43:33,747
aslında bu yaratılışçıların fosilden
beklediği şeyin ta kendisi.

586
00:43:34,457 --> 00:43:38,157
Eğer Nuh'un Taşkınları fosillerimizin ve
tortul kayalarımızın çoğunu yarattıysa,

587
00:43:38,437 --> 00:43:43,126
o zaman selin okyanusta başlayıp
kıtalara doğru yol aldığını

588
00:43:43,137 --> 00:43:45,727
ve deniz ekosistemlerini toplayıp,
onları tortu içine gömerek,

589
00:43:46,157 --> 00:43:48,257
fosilleşip tortul
kayalara dönüşecekleri

590
00:43:48,347 --> 00:43:52,017
toprağa taşıdığını
umarız.

591
00:43:52,867 --> 00:43:55,397
Kambriyen patlamasıyla
ilgili çok ilginç olan

592
00:43:55,437 --> 00:43:58,517
bu ilk on santime
baktığımızda

593
00:43:58,707 --> 00:44:00,637
tüm bu farklı hayvan
ailesinin gördüldüğü,

594
00:44:00,827 --> 00:44:02,787
karmaşık ve bütün bir ekosistem
olduğunu görmemizdir.

595
00:44:03,157 --> 00:44:05,167
Bu görülen tek
bir organizma,

596
00:44:05,267 --> 00:44:07,537
sonra bir başkasının ortaya
çıkması şeklinde görülmemektedir.

597
00:44:07,867 --> 00:44:11,597
Bu tek bir yerde bulunan,
bir felakette gömülmüş

598
00:44:11,887 --> 00:44:15,737
ve kalıntıları kıtalara sürüklenmiş
bir organizmalar bütünüdür.

599
00:44:16,387 --> 00:44:20,636
Fosil kalıntılarının temel
özellikleri ani görünüştür.

600
00:44:20,957 --> 00:44:28,011
Belirli bir hayvan türüne geçişi sağlayan
bir değişimin izleri görülmemektedir.

601
00:44:28,537 --> 00:44:33,647
Fosillerin diğer bir özelliği de
fosillerin türleri içinde aynı kalmasıdır.

602
00:44:33,787 --> 00:44:36,437
Bazı farklılıklar olabilir,
bazı değişiklikler olabilir,

603
00:44:36,707 --> 00:44:43,767
fakat amiplerden insanlara evrim olduğunda
beklenene göre küçük değişimlerdir.

604
00:44:44,327 --> 00:44:47,007
Evrimciler fosil kalıntılarının
tamamlanmadığını söylerler,

605
00:44:47,417 --> 00:44:50,047
fakat bu artık yeterli
bir cevap değildir

606
00:44:50,287 --> 00:44:53,917
çünkü milyonlarca
fosili bulduk.

607
00:44:54,057 --> 00:44:59,362
Ve daha çok fosil buldukça geçişlerin
olmadığı daha net görülüyor.

608
00:45:00,367 --> 00:45:02,727
Değişen türler fikri ya
da kayıp bağlantılar

609
00:45:02,937 --> 00:45:05,865
yüz yıldan fazla süredir
insanların zihnine gömüldü.

610
00:45:05,867 --> 00:45:09,798
İlk bulgulardan
çoğu Pildown adamı,

611
00:45:09,817 --> 00:45:11,894
Nebraska adamı gibi zaman
testinde başarısız oldu.

612
00:45:11,927 --> 00:45:13,885
Ve günümüzde dolaşan
birçok iddia var,

613
00:45:13,927 --> 00:45:17,338
ama bunların çoğu,
yaratılışçıların

614
00:45:17,417 --> 00:45:21,957
bir türdeki farklılıklar
fikriyle örtüşüyor.

615
00:45:22,287 --> 00:45:27,007
Eğer yalnız son on yıldan üç adet
ünlü fosili seçecek olsaydım

616
00:45:27,327 --> 00:45:30,457
bir lemur olan Ida’yı,

617
00:45:31,157 --> 00:45:37,648
Fokların atası kabul edilen Puijila’yı,
ki daha çok su samuruna benziyor,

618
00:45:38,388 --> 00:45:43,277
ve nerdeyşe yaratılışçıların kafasına vurmak
için kullandıkları Tiktaalik’i seçerdim.

619
00:45:43,867 --> 00:45:45,887
Ancak, bazı evrimciler,
Polonya'daki bazı taşlarda

620
00:45:46,117 --> 00:45:48,657
Tiktaanik'ten milyonlarca
yıl öncesine ait olan

621
00:45:48,647 --> 00:45:52,597
dört ayaklı bir hayvanın
ayak izlerini buldular.

622
00:45:53,207 --> 00:45:55,617
Tiktaanik’in geçiş hayvanı
olmasını bırakın,

623
00:45:56,177 --> 00:45:59,867
şu anda bir geçiş
adayı bile yok.

624
00:46:00,277 --> 00:46:03,347
Yaratılış bahçesi
için kanıtımız

625
00:46:03,617 --> 00:46:05,887
bir türde görülen
farklılıklardır,

626
00:46:05,917 --> 00:46:08,567
bir çok farklı tür at
olması gibi şeyler yani.

627
00:46:08,577 --> 00:46:12,697
At fosil kalıntıları temek bir
at türünün zaman içerisinde

628
00:46:12,707 --> 00:46:16,747
farklı türlere uyması fikrine
oldukça hoş şekilde uyuyor.

629
00:46:17,107 --> 00:46:19,547
Bu karışıma yaşayan fosiller olarak
adlandırılan şeyleri ekleyin,

630
00:46:19,557 --> 00:46:21,727
evrim resmi o zaman
karmaşıklaşır.

631
00:46:22,047 --> 00:46:24,797
Bu fosiller iddaya göre
milyonlarca yıl yaşındadır,

632
00:46:25,167 --> 00:46:28,497
ama bugün canlı olan soylarıyla
tamamen aynı görünür.

633
00:46:29,134 --> 00:46:32,234
Milyonlarca yıllık
kabul edilen

634
00:46:32,247 --> 00:46:34,034
at nalı yengeçleri
temel şekillerindedir.

635
00:46:34,047 --> 00:46:38,407
Bu yusufçuklar, kolekantlar ve
daha bir çok şeyle aynıdır.

636
00:46:38,417 --> 00:46:42,859
Eğer bu canlılar milyonlarca
yılda değişmediyse evrim nerede?

637
00:46:44,157 --> 00:46:49,287
Bu evrimin iddiasına göre 500
milyon yıl anlamına geliyor.

638
00:46:49,667 --> 00:46:52,637
Deniz anası ve
deniz yıldızı gibi

639
00:46:53,807 --> 00:46:55,287
şeyleri görüyoruz, bunlar
milyonlarca yıl önceki

640
00:46:55,547 --> 00:46:58,917
fosillerle aynı
görünüyor.

641
00:46:58,917 --> 00:47:02,197
Ve bu zaman aralığında
evrime göre

642
00:47:02,707 --> 00:47:03,837
bir solucan
bizlere dönüştü

643
00:47:04,367 --> 00:47:07,157
çünkü ne ne olduğunu
gösteren bir fosil yok.

644
00:47:08,287 --> 00:47:10,057
Bir çok kişi
bu hayvanların

645
00:47:10,167 --> 00:47:14,237
belki çevreleriyle çok uyumlu olduğu
için değişmediğini iddia ediyor.

646
00:47:14,267 --> 00:47:15,617
Fakat bu çok saçma.

647
00:47:15,917 --> 00:47:18,867
Bu türlerden bazıları
dünya tarihinde

648
00:47:18,887 --> 00:47:21,607
en büyük iklim değişimlerinde
hayatta kaldılar.

649
00:47:22,137 --> 00:47:26,417
Mesela 65 yıl önce dünyaya çarpıp
tüm dinazorları öldüren ya da

650
00:47:26,767 --> 00:47:32,082
dünyadaki tüm türlerin %99unun tükendiği
söylenilen son Permiyan olayını.

651
00:47:32,857 --> 00:47:36,007
Dünya tarihinde çevre
hiç aynı kalmadı,

652
00:47:36,467 --> 00:47:38,207
bu nedenle hayvanların
hayatta kalabilmek için

653
00:47:38,477 --> 00:47:41,737
çevreye göre gelişmesi
gerekiyordu.

654
00:47:42,217 --> 00:47:47,147
Ayrıca iddiaya göre diğer türler daha
büyük türleri yiyecek yollar geliştirdi,

655
00:47:47,157 --> 00:47:51,207
öyleyse çevredeki her şey
değişirken onlar nasıl aynı kaldı?

656
00:47:54,487 --> 00:47:59,427
Büyük bir evrimsel ikon, insanların
maymun benzeri canlılardan iddiasıdır,

657
00:48:00,357 --> 00:48:02,907
ama bugünlerde, on yıllar boyunca
gördüğümüz bu pürüzsüz geçiş serilerini

658
00:48:02,917 --> 00:48:05,957
çizebilecek bir
paleontolog bilmiyorum.

659
00:48:06,827 --> 00:48:11,037
Bugün insan tarihinin evrim
ağacında bir çok türün iddiası var,

660
00:48:11,357 --> 00:48:15,551
saymamız bile zor olur. Ama en
popüleri Neandertal adama bakalım.

661
00:48:15,897 --> 00:48:18,350
Yarım maymun, uzaktan
bir akrabamız ve

662
00:48:18,360 --> 00:48:20,248
gerçek bir mağara adamı olarak tanımlandı.
[Neanerthal Adam“ İdeal model” -1875]

663
00:48:20,627 --> 00:48:22,747
Ama bugün her
şey değişti.

664
00:48:23,237 --> 00:48:26,937
Farklı paleontologlar
Neandertallerin mağaralarda

665
00:48:27,157 --> 00:48:30,577
seremoniyle başları gün
doğumuna doğru gömülürken,

666
00:48:30,597 --> 00:48:33,097
müzik aletleri yaparken,
ateşi kullanırken,

667
00:48:33,697 --> 00:48:36,877
kozmetik yapmak için nadir
mineralleri ararken resmediyor.

668
00:48:38,087 --> 00:48:40,017
Benim büyüdüğüm Neanderthal
Adam bu değildi.

669
00:48:40,617 --> 00:48:43,007
Artık genetik
devrimi gekdiğinden

670
00:48:43,217 --> 00:48:46,717
5 ya da 6 farklı Neanderthal
genomu yapabiliyoruz.

671
00:48:47,147 --> 00:48:51,817
Orada şimdiki insanla
Neanderthallerin üreyebildiği,

672
00:48:51,807 --> 00:48:55,707
yani tanım olarak aynı tür
olduğumuzun kanıtı var.

673
00:48:55,754 --> 00:49:05,039
[Bilgisayar destekli tomografi ve DNA dizilimi
ile yapılmış modern Neanderthal modeli
(Saç ve göz rengini not edin)]

674
00:49:05,077 --> 00:49:08,981
Neandertaller tufandan sonra Avrupa ve Asya’da
yaşayan aile gruplarından yalnız biri.

675
00:49:09,707 --> 00:49:14,546
Ama evrimciler bu Neanderthal iskeletlerinin
onbinlerce yıllık olduğunu söylüyor.

676
00:49:15,277 --> 00:49:19,287
Ama onlarda hala DNA bulabiliyor muyuz? Bir
genetikçi olarak böyle olmamalı diyorum!

677
00:49:19,547 --> 00:49:21,577
Bu şok edici. Ama daha
da şaşırtıcı olan

678
00:49:22,177 --> 00:49:25,497
fosillerde çok daha eski
yumuşak dokular bulmak.

679
00:49:26,207 --> 00:49:29,217
Neredeyse on yıldır, dinazor
kemiklerinde hala korunan

680
00:49:29,237 --> 00:49:33,206
yumuşak dokulara dair
belirgin emareler var.

681
00:49:33,267 --> 00:49:36,114
Eğer bu kemikler iddialara göre
milyonlarca yıllıklar ise,

682
00:49:36,157 --> 00:49:42,054
kan damarları, kırmızı kan hücreleri ve
diğer yumuşak dokular çoktan bozulmalıydı.

683
00:49:42,707 --> 00:49:47,537
Fakat 2005’te bir Tiranozora ait
dinazor ayağı bulunmasından başlayarak

684
00:49:47,807 --> 00:49:51,367
bazı farklı yumuşak dokular bulundu,
ve bunlar hala esnekler idi.

685
00:49:51,747 --> 00:49:53,977
Gerçekten
cımbızla alınarak

686
00:49:54,277 --> 00:49:56,797
geri yerine konulabilecek
kan damarları vardı.

687
00:49:56,877 --> 00:50:01,748
[“Düşündüğünüzde kimyanın ve biyolojinin yasaları
ve bildiğimiz her şey bunların olmaması,]

688
00:50:01,800 --> 00:50:04,931
[tamamen yok olması gerektiğini söylemektedir.”
Paleontolog Dr. Mary Schweitzer;
PBS/Nova Science Now, 2009]

689
00:50:04,957 --> 00:50:06,367
Daha fazla materyal
keşfedildi,

690
00:50:06,687 --> 00:50:09,917
laboratuvarlarda farklı protein
türleri tespit edildi ve

691
00:50:10,207 --> 00:50:13,407
artık dinazor çağı olarak
adlandırılan zamandan,

692
00:50:13,427 --> 00:50:18,397
oldukça farklı türden hayvan fosili
olarak gelen kanıta sahibiz.

693
00:50:18,827 --> 00:50:25,204
hatta Çin’deki
uzun boyunlu olan

694
00:50:25,875 --> 00:50:30,401
Sauropoda dinazorundan
yumurtalarımız var.

695
00:50:30,454 --> 00:50:35,204
Artık yalnız Kuzey Amerika’dan ve yalnız
Kuzey Amerika’daki bir birimden değil,

696
00:50:35,317 --> 00:50:42,055
kalıntılardaki bir çok farklı taş seviyelerinden
ve farklı kıtalardan alınan kanıtlarla,

697
00:50:42,387 --> 00:50:46,497
yumuşak dokular paleontoloji araştırmacıları
tarafından daha da çok tespit ediliyor.

698
00:50:47,707 --> 00:50:52,627
2013’te dinazor kemiğinde
kemik hücreleri ve

699
00:50:53,057 --> 00:50:56,767
DNA bulan dikkat çekici
bir bakale yayınlandı.

700
00:50:57,207 --> 00:51:01,127
Şimdi DNA'yı üç bağımsız
kimyasal testle kanıtladılar,

701
00:51:01,177 --> 00:51:04,917
ayrıca hücrenin belirli
kısımlarında DNA buldular,

702
00:51:04,947 --> 00:51:08,417
ki hücre çekirdeğinde bulmayı
umduğumuz tek şey buydu.

703
00:51:08,547 --> 00:51:11,577
Ayrıca, histon denilen
proteinleri buldular,

704
00:51:11,987 --> 00:51:14,977
DNA dinozor hücrelerinde
sarıldığı yer burasıdır.

705
00:51:15,347 --> 00:51:19,887
Bu bakterilerde bulunmaz, bu yüzden
kirlenmeyi ortadan kaldırır.

706
00:51:22,367 --> 00:51:26,297
DNA'nın ne kadar hızlı parçalandığını
gösteren son deneyler,

707
00:51:26,417 --> 00:51:31,147
dinazorların nesli tükeneceğinden
ideal koşullar altında bile,

708
00:51:31,197 --> 00:51:34,157
bunların günümüzde
kalamayacaklarını gösterir.

709
00:51:34,437 --> 00:51:38,227
Bu ideal koşullar donmanın çok
altındaki sıcaklıklardır.

710
00:51:38,627 --> 00:51:42,207
Gerçek hayatta dinazorlar oldukça
sıcak iklimlerde yaşamalıydı;

711
00:51:42,227 --> 00:51:45,937
sıcak DNA’nın daha da
hızlı çürümesi demek.

712
00:51:46,447 --> 00:51:49,897
Bu nedenle dinazor
kemiklerinde DNA bulunması

713
00:51:49,927 --> 00:51:53,217
milyonlarca yıl zaman aralığına
karşı çok güçlü bir kanıt.

714
00:51:54,917 --> 00:51:59,087
Darwin’den 150 yıl sonra,
geçişler hala ortada yok

715
00:51:59,577 --> 00:52:02,707
ve fosil kalıntılar hala milyarlarca
yılda bir evrimi göstermiyor.

716
00:52:02,787 --> 00:52:05,947
Ama fosillerin bulunduğu
taşlar genellikle

717
00:52:05,957 --> 00:52:08,927
milyarlarca yıla kanıt
olarak gösteriliyor.

718
00:52:09,638 --> 00:52:12,003
[Fosil Kalıntılar
Özeti:]

719
00:52:12,015 --> 00:52:15,997
[Fosiller hızlı süreçlere
dair kanıt oluşturuyor]

720
00:52:16,013 --> 00:52:20,004
[En az geçiş türüyle gösterilen
en büyük evrimsel geçişler]

721
00:52:20,024 --> 00:52:24,005
[En çok canlı grubu bir anda kısa
bir jeolojik pencereden görülüyor]

722
00:52:24,021 --> 00:52:28,010
[Fosil kalıntılar yaratılış
bahçesi fikrine daha çok uyuyor]

723
00:52:28,019 --> 00:52:32,008
[Yaşayan fosiller evrimci bir dünya
görüşünde anlamsız kalıyorlar]

724
00:52:32,027 --> 00:52:36,031
[Yumuşak doku fosilleri evrimci
zaman dilimine karşı geliyor]

725
00:53:29,503 --> 00:53:32,624
[Jeolojik Kayıtlar]

726
00:53:32,642 --> 00:53:37,728
[Jeolojik Kayıtlar: Milyonlarca yıllık kanıt
mı yoksa yakın zamandaki bir felaket mi?]

727
00:53:37,747 --> 00:53:41,227
Aslında eski jeologlar
Kutsal Kitap’a inanıyordu

728
00:53:41,287 --> 00:53:46,077
ve olanlar için ayetlerdeki
tarihi esas aldılar,

729
00:53:46,417 --> 00:53:50,007
bunun üzerine her
şeyin yaratılış ve

730
00:53:50,117 --> 00:53:53,247
tufan süresince hızla
olduğunu söylediler,

731
00:53:53,537 --> 00:53:56,617
bu fikir üzerine bazı jeolojik
tarihler bile geliştirdiler.

732
00:53:56,707 --> 00:53:59,157
Daha sonra 19.
Yüzyıla girerken,

733
00:53:59,157 --> 00:54:02,547
taş kalıntılarındaki
jeolojik sürecin

734
00:54:03,377 --> 00:54:06,057
bugün dünyadaki
süreçleri kullanarak

735
00:54:06,087 --> 00:54:09,427
açıklanabileceğini iddia
eden insanlar çıktı.

736
00:54:09,997 --> 00:54:12,677
Bugün tekbiçimcilik olarak
adlandırılan tezi savunan

737
00:54:12,917 --> 00:54:15,677
Hutton ya da Lyell
gibilerini görürüz.

738
00:54:15,997 --> 00:54:19,567
Dünyada gerçekleşen, örneğin
bir nehrin ne kadar taştığı

739
00:54:19,867 --> 00:54:23,877
ya da taşan suyla nne kadar tortu bıraktığı
gibi jeolojik olaylara bakarlar.

740
00:54:24,387 --> 00:54:26,077
Daha sonra tamam,
eğer bu yıl

741
00:54:26,357 --> 00:54:30,137
3cm kadar tortu bırakıldıysa,
seneye de bu kadarsa,

742
00:54:30,617 --> 00:54:33,337
o zaman jeolojik
kolona bakar

743
00:54:33,367 --> 00:54:36,497
ve bir nehir tufanı gibi görünen
toplu kısımları görürüm derler.

744
00:54:36,917 --> 00:54:40,817
Bu taşın oluşması için
gereken zamanı öngörmek için

745
00:54:41,107 --> 00:54:43,877
yalnızca modern gerçeklikte
gördüğüm değerleri kullanmalıyım.

746
00:54:48,327 --> 00:54:52,707
Bir çok farklı felsefi ve
teolojik nedenden ötürü,

747
00:54:53,097 --> 00:54:57,587
bir çok olayda gündelik
yaşamda pek tecrübe edilmeyen

748
00:54:57,897 --> 00:55:00,997
felaketlerin jeolojik
kayıtta uygulanamayacağını

749
00:55:01,207 --> 00:55:04,157
savunan tekbiçimcilik,
katastrof[(ya da büyük değişim)]

750
00:55:04,437 --> 00:55:07,337
kuramının yerini aldı.

751
00:55:07,717 --> 00:55:09,347
Bana göre tezleri
yanlıştı,

752
00:55:09,617 --> 00:55:11,467
ama etkin çalışarak
o günü kazandılar.

753
00:55:11,787 --> 00:55:16,317
Ve artık 100 yılı
aşkındır tekbiçimcilik,

754
00:55:16,607 --> 00:55:19,037
yavaş oranlar ve
kademeli süreçler

755
00:55:19,367 --> 00:55:21,867
jeolojideki tek
açıklamadır.

756
00:55:22,707 --> 00:55:26,717
1900'ların ortalarından
sonlarında

757
00:55:27,157 --> 00:55:32,547
jeologların kendilerini
tekbiçimcilikten silkindirerek

758
00:55:32,567 --> 00:55:35,827
katastrofu jeolojiye
döndürürken görüyoruz.

759
00:55:36,247 --> 00:55:39,397
Şuanda istediğimiz kadar
değil, Nuh’un tufanı değil,

760
00:55:39,667 --> 00:55:44,157
ama jeolojide felaketlerin çoğu
şeyi yaptığı kabul ediliyor.

761
00:55:50,157 --> 00:55:52,347
Buzul erozyonu genellikle
düz yüzeylerle

762
00:55:52,677 --> 00:55:56,607
ve buzulların bıraktığı
oluklarla açıklanır.

763
00:55:57,047 --> 00:56:00,137
Ama oldukça ilginç başka bir
erozyonal özellik daha vardır.

764
00:56:00,437 --> 00:56:03,557
Bu buzulların diplerinde biriken
erimiş sulara olan şeydir.

765
00:56:03,987 --> 00:56:08,327
Bazen büyük tufanlar gibi kanalize
bir akış olarak patlarlar.

766
00:56:08,537 --> 00:56:11,447
Hızlı hareket ettikleri ve bir
çok tortu taşıdıklarından

767
00:56:11,757 --> 00:56:15,317
bu çıkıntıdaki gibi
boşluklar kesebilirler.

768
00:56:15,647 --> 00:56:22,594
Bu gerçekten buzulun altından gelen taşkınla
kesilen ve devam eden bir çıkıntıydı.

769
00:56:28,207 --> 00:56:32,542
1980 yılında bir St Helens
Dağı patlaması oldu

770
00:56:32,557 --> 00:56:35,372
ve tek patlamadan,
piroklastik bir akış,

771
00:56:35,397 --> 00:56:39,877
yani sıcak gaz ve
kül akışı oldu,

772
00:56:39,912 --> 00:56:47,713
yaklaşık 25 metre geride kaldı, yaklaşık
8 metre katmanlı bir tortu bıraktı

773
00:56:48,187 --> 00:56:52,767
ve bu çok hızlı, bir günden
kısa sürede biriktirildi.

774
00:56:56,257 --> 00:57:00,403
[St Helens
dağı, bugün]

775
00:57:00,425 --> 00:57:03,707
[Bu patlama dağın
üçte birine patladı.]

776
00:57:03,747 --> 00:57:06,927
St Helens dağından öğrendiğimiz
şey göz açıp kapayana dek

777
00:57:06,997 --> 00:57:10,927
her türlü jeolojik sürecin
gerçekleşebileceğidir.

778
00:57:11,917 --> 00:57:14,657
Tabakalı tortul
birimlerin oluşumundan,

779
00:57:14,917 --> 00:57:17,677
ince laminasyonla
oluşturulabilen ve

780
00:57:17,837 --> 00:57:21,797
aralarında ince tabakalar bulunan
onlarca metre kaya biriminin

781
00:57:22,117 --> 00:57:23,737
birkaç gün içinde
oluşabileceğini görebiliriz.

782
00:57:24,537 --> 00:57:27,987
Küçük kanyonların erozyonu
Büyük Kanyon ya da

783
00:57:28,007 --> 00:57:31,501
Amerikanın güneybatısındaki
büyük kanyonların

784
00:57:31,677 --> 00:57:34,347
nasıl oluştuğunu anlamamız için
minik laboratuarlar gibidir.

785
00:57:34,437 --> 00:57:38,207
Bu süreçler daha büyük orandaki
felaketleri anlamamıza

786
00:57:38,707 --> 00:57:44,157
ve jeoloji bilerimizi
Nuh’un tufanına uygularken

787
00:57:44,367 --> 00:57:49,514
bu felaketlerin modelini
çıkarmamıza yardımcı olur.

788
00:58:42,327 --> 00:58:47,157
Bir jeolog olarak Nuh’un
tufanının ne kadar

789
00:58:47,537 --> 00:58:50,647
enerji ürettiğini düşünmek
benim için bile zor.

790
00:58:51,587 --> 00:58:56,355
Ama yaratılış jeologları, modern felaketlerin
bizlere küçük bir fikir vermesine rağmen,

791
00:58:56,667 --> 00:58:58,727
tufan süresince salınan
enerjinin kapsamına

792
00:58:59,317 --> 00:59:03,416
ve ölçüsüne yaklaşamayacağı
konusunda hemfikir.

793
00:59:04,437 --> 00:59:07,607
Büyük derinlikte
çeşmeler açılırken

794
00:59:08,367 --> 00:59:12,677
bu dünyanın çatladığı,
kırıldığı, ezildiği ve

795
00:59:12,937 --> 00:59:15,927
kıtaların yatay, dikey, birbirlerinin
etrafında hareket ettiği ve

796
00:59:16,517 --> 00:59:20,017
bunun sonucu olarak her
bir tsunami sonrası

797
00:59:20,467 --> 00:59:23,247
kıtalara vurduğu
ve taşan suları

798
00:59:23,937 --> 00:59:28,277
bunların üzerine taşıdığı anlamına geliyor.
Yağmur durmuyor.

799
00:59:28,577 --> 00:59:32,797
Deprem veya farklı jeolojik
felaketler yaratacak enerji

800
00:59:33,477 --> 00:59:35,887
modern dünyamızda
benzersiz olurdu.

801
00:59:36,227 --> 00:59:38,847
Şimdi kıtaların
hareketlerine bakıyoruz

802
00:59:38,967 --> 00:59:41,677
ve çok az olduğunu görüyoruz.
Ama Tufan sırasında,

803
00:59:42,177 --> 00:59:43,967
artık yalnız kıtasal
sürüklenme yoktu.

804
00:59:44,337 --> 00:59:45,797
Kıtaların hızla
gitmesi,

805
00:59:46,157 --> 00:59:48,407
taşan sularda yüksek
ivmeyle sürüklenerek

806
00:59:49,097 --> 00:59:53,227
türlü jeolojk karmaşıklığa
neden olması vardı.

807
00:59:54,567 --> 00:59:58,297
Tek bir olay olan Nuh’un tufanında
felakette oluşan levha tektonikler,

808
00:59:58,607 --> 01:00:04,188
sel baskını dediğimiz bir
süreçte tufan öncesi

809
01:00:05,007 --> 01:00:08,397
okyanus kabuklarının mantoya
sürüklendiğini öngörür.

810
01:00:08,667 --> 01:00:11,537
Bu çok yakın zamanda,
yalnız birkaç bin yıl önce

811
01:00:11,807 --> 01:00:14,217
sıcak mantodan gelmesine
rağmen yine de soğuktur.

812
01:00:15,337 --> 01:00:18,287
Modern sismologlar gerçekten
de onları getiren

813
01:00:18,407 --> 01:00:23,365
Nuh’un Tufanı değil de milyonlarca
yıllık bir zaman olması halinde

814
01:00:23,467 --> 01:00:27,911
sıcak olması gereken,
dünyanın çekirdeğine yakın

815
01:00:27,947 --> 01:00:31,076
büyük soğuk taş
levhaları keşfettiler.

816
01:00:31,157 --> 01:00:36,197
Soğuk taş levhaların bulunması
yaşlı dünya jeolojisinin değil,

817
01:00:36,517 --> 01:00:38,117
tufan jeolojisinin
bir onayıdır.

818
01:00:39,417 --> 01:00:42,817
Afetle oluşan plaka tektoniklerde
bulunan başka harika bir öngörü de

819
01:00:42,997 --> 01:00:46,767
hızlı manyetik
alan dönüşümüdür.

820
01:00:47,227 --> 01:00:50,817
Dünyanın manyetik alanı
pusulalarımızı kuzeye doğru şekiyor.

821
01:00:51,127 --> 01:00:54,107
Ama dünya tarihinde bazen
güneye çektiği de görüldü.

822
01:00:54,457 --> 01:00:56,497
Eski çağ jeologları
manyetik değişimlerin

823
01:00:56,487 --> 01:00:58,247
yüzmilyonlarca
yıl sürdüğünü ve

824
01:00:58,287 --> 01:01:01,167
binlerce yıl içinde
tekrarlandığını söylüyor.

825
01:01:02,497 --> 01:01:05,017
Ironik olarak
Nuh tufanı için

826
01:01:05,037 --> 01:01:08,267
gerekli manyetik
dönüşümleri bulanlar

827
01:01:08,477 --> 01:01:11,627
aslında Kuzeybatı
Pasifikte

828
01:01:11,727 --> 01:01:13,227
çalışan jeologlardı.

829
01:01:14,157 --> 01:01:15,857
Lav akışlarına
bakıyorlardı,

830
01:01:16,107 --> 01:01:19,587
ve bunların şekillenmesini incelemek
yalnız birkaç hafta alır.

831
01:01:20,227 --> 01:01:23,537
Lavın üzerinden manyetik yönelimi
görmek için ölçüler aldılar.

832
01:01:23,557 --> 01:01:28,486
Içeride oldukça az yön
değişiminin olduğu lavın

833
01:01:28,547 --> 01:01:31,567
derinine gittiklerinden
değişim görmeyi beklemediler.

834
01:01:31,827 --> 01:01:36,761
Bunun yerine lavanın üstünün kuzey yönü,
altının ise güneyi gösterdiğini gördüler.

835
01:01:36,787 --> 01:01:39,747
Yani lav akışlarından
manyetik alan değişiminin

836
01:01:40,037 --> 01:01:43,307
hızla olması gerektiğinin
kanıtını görüyoruz,

837
01:01:43,647 --> 01:01:45,827
ki bu da tufan
jeologlarının tezidir.

838
01:01:48,297 --> 01:01:51,977
Jeolojik kolonun
en altında da,

839
01:01:51,987 --> 01:01:53,877
Everest dağı gibi
en tepesinde de

840
01:01:54,217 --> 01:01:57,227
alg gibi deniz fosillerini
bulabilmemiz düşüncesi inanılmaz.

841
01:01:57,677 --> 01:01:58,597
Peki bunlar buraya
nasıl geldi?

842
01:01:59,067 --> 01:02:03,107
Evrimciler milyonlarca
yıldaki yavaş yükselmenin

843
01:02:03,337 --> 01:02:06,847
sıradağları oluşturup fosilleri
de taşıdığını söylemektedirler.

844
01:02:07,877 --> 01:02:11,207
Ama modern sıradağlarda
gördüğümüz

845
01:02:11,437 --> 01:02:13,817
geleneksel görüşe
uymayan bir şey var.

846
01:02:14,577 --> 01:02:17,867
Taş kırılgandır,
kolayca bükülmez,

847
01:02:17,887 --> 01:02:19,337
bükmeye çalışırsanız
kırılacaktır.

848
01:02:19,347 --> 01:02:20,817
Elbette geniş bir
taştan yüksek oranda

849
01:02:21,037 --> 01:02:24,197
büyük bükülmeler
görmeniz mümkündür.

850
01:02:24,717 --> 01:02:28,610
Fakat bu bükülmeler sıkı ve yakındır,
birinin sonundan diğerine yürüyebilirsiniz.

851
01:02:29,157 --> 01:02:33,447
Bu kırılgan kayanın
kırmadan katlanması,

852
01:02:34,287 --> 01:02:37,177
oluşumu sırasında belki de kırılgan
bir kaya olmadığı anlamına gelir.

853
01:02:37,557 --> 01:02:39,417
Bunlar daha yumuşak
maddeler olabilir,

854
01:02:39,427 --> 01:02:41,587
ne de olsa bunlar Nuh’un
tufanında gömülmüşlerdi,

855
01:02:41,847 --> 01:02:43,117
sıkıştırıldılar. Bu
yatay olarak başlamış

856
01:02:43,357 --> 01:02:46,317
ama tektonik
hareketlerin olmasıyla

857
01:02:46,627 --> 01:02:50,397
muhtemelen onlar hala yumuşakken
değişip bükülmüşlerdi.

858
01:02:50,787 --> 01:02:53,467
Yani bu şekilde baktığımızda,
oldukça yüksek sıradağların;

859
01:02:53,707 --> 01:02:57,657
Alplerin, Rocky
dağlarının, Himalayaların

860
01:02:58,157 --> 01:02:59,617
Tufan’dan önce var
olmadığını görürüz.

861
01:03:00,047 --> 01:03:03,537
Bunların var olmasının
tek gerekçesi Tufandır.

862
01:03:17,247 --> 01:03:19,987
Yani aslında, dünyanın
jeolojisine bakınca

863
01:03:20,377 --> 01:03:24,387
şimdiki sürecin gördüklerimizi
açıklamadığını anlarız.

864
01:03:25,537 --> 01:03:30,417
Fakat geçmişte yaşanmış bir
felaketin izlerini görürüz,

865
01:03:30,997 --> 01:03:33,497
bunun ne olduğunu
düşündüğümüzde

866
01:03:33,687 --> 01:03:37,267
ayetlerdeki
dünyayı yok eden

867
01:03:37,443 --> 01:03:40,097
Nuh’un tufanıyla
tamamen uyar.

868
01:03:40,277 --> 01:03:44,307
Tufan jeolojik kayıtlardan
milyonlarca yılı silmektedir.

869
01:03:44,577 --> 01:03:47,397
Bu milyonlarca yıl
evrim için gereklidir.

870
01:03:47,627 --> 01:03:49,807
Milyonlarca yıl yoksa
evrim de yoktur.

871
01:04:14,852 --> 01:04:17,294
[Jeolojik
Kayıtlar Özeti]

872
01:04:17,331 --> 01:04:21,330
[‘Tekbiçimcilik’ artık evrensel
olarak kabul edilmiyor]

873
01:04:21,338 --> 01:04:25,324
[Modern felaketler daha büyük jeolojik
süreçlerin modelini çıkarmamıza yardımcı olur.]

874
01:04:25,341 --> 01:04:29,324
[Kıvrımlı taşlar yumuşak tortuların
hızlıca bükülmesine işaret eder.]

875
01:04:29,341 --> 01:04:33,320
[Birçok jeolojik kanıt hızlı
plaka tektoniklerini öngörür.]

876
01:04:33,337 --> 01:04:37,326
[Taş kalıntıları Yaratılış’taki
Nuh’un tufanı hikayesiyle uyumludur.]

877
01:04:42,246 --> 01:04:45,201
[Radyometrik
Tarihleme]

878
01:04:45,217 --> 01:04:50,144
[Radyometrik Tarihleme: Milyonlarca
yılın tartışılamaz kanıtı mı?]

879
01:04:50,157 --> 01:04:52,547
Çoğu kişi bilim
adamlarının

880
01:04:52,617 --> 01:04:54,957
milyarlarca yıllık kayaçların
tekniklerini kullanarak

881
01:04:55,057 --> 01:04:57,157
doğrudan ölçüm
yapabildiğini düşünür

882
01:04:57,567 --> 01:05:00,917
ve bunu Kutsal Kitap’ın
tarihini sarsmak için kullanır.

883
01:05:01,387 --> 01:05:02,907
Aslında olan
bu değildir.

884
01:05:03,217 --> 01:05:06,287
Radyometrik tarihlemenin arkasındaki
fizik nispeten açıktır.

885
01:05:07,167 --> 01:05:10,719
Ebeveyn adı verilen bir
radyoaktif elementimiz,

886
01:05:10,737 --> 01:05:15,456
zaman içerisinde kızı olarak adlandırılan
radyoaktif olmayan elemente dönüşür.

887
01:05:15,467 --> 01:05:20,364
Bu yarı-ömür olarak adlandırılan
özel bir oranla olur.

888
01:05:20,367 --> 01:05:24,380
Bu ebeveyn
elemenin yarısının

889
01:05:24,397 --> 01:05:27,817
eşit oranda kız elemente
dönüşmesi için gereken süredir.

890
01:05:27,847 --> 01:05:30,877
Bu yüzden zamanla
taştaki ebeveyn

891
01:05:30,907 --> 01:05:33,397
element azalırken kız
element yükselir.

892
01:05:33,917 --> 01:05:36,937
Bilim adamları, bu iki elementin miktarlarını
veya oranlarını doğrudan ölçmek için

893
01:05:37,477 --> 01:05:40,727
çok güçlü makineler kullanabilir
ve bu oran yarı ömürle birlikte,

894
01:05:41,097 --> 01:05:46,636
örnek için iddia edilen
yaşın hesaplanması için

895
01:05:46,677 --> 01:05:49,397
yapılan teorik bir
hesaplamada kullanılabilir.

896
01:05:50,737 --> 01:05:51,957
Size bazı
örnekler vereyim.

897
01:05:52,367 --> 01:05:55,657
Radyoaktif karbon 14,
nitrojen 14’ bozunur.

898
01:05:56,197 --> 01:05:57,587
Uranyum kurşuna
dönüşür.

899
01:05:58,097 --> 01:06:00,887
Potasyum 40 Argon
40’a bozunur.

900
01:06:01,377 --> 01:06:03,997
Ve bunların hepsi radyometrik
tarihlemede kullanılır.

901
01:06:05,457 --> 01:06:08,187
Aslında bu yöntemlerle
yaşı değil,

902
01:06:08,207 --> 01:06:12,717
bu izotopların kayalar veya
fosillerdeki miktarını ölçüyoruz.

903
01:06:12,947 --> 01:06:16,327
Ve bize bu yaşları veren
bu miktarlarla ilgili

904
01:06:16,357 --> 01:06:18,917
belli varsayımları
kullanan bir yorumdur.

905
01:06:18,977 --> 01:06:21,157
Yaş aslında
doğrudan ölçülemez.

906
01:06:21,627 --> 01:06:24,817
Birçok Radyometrik tarihleme
tekniği için varsayımlardan

907
01:06:25,317 --> 01:06:29,089
biri oluştuğunda kayada hiç
kız elementin olmamasıdır,

908
01:06:29,167 --> 01:06:31,067
tabi bunu da gerçekten
orada olmadan

909
01:06:31,207 --> 01:06:34,047
ve oluştuktan
hemen sonra

910
01:06:34,227 --> 01:06:37,027
taşı analiz etmeden
bilemeyiz.

911
01:06:37,757 --> 01:06:41,913
Taşın gerçekte milyarlarca
yıllık olması halinde

912
01:06:41,927 --> 01:06:44,777
kaya oluşurkenki küçük
bir kız miktarının

913
01:06:44,797 --> 01:06:47,817
hesaplanan yaşta
pek etkisi yoktur.

914
01:06:48,027 --> 01:06:52,157
Eğer kaya gerçekten de
birkaç bin yıllık ise,

915
01:06:52,507 --> 01:06:55,987
var oluşu
sırasında bulunan

916
01:06:56,217 --> 01:07:00,055
minicik bir miktar
kız elementin bile

917
01:07:00,157 --> 01:07:03,157
bunun milyarlarca yıllık
görünmesinde etkisi olur.

918
01:07:03,517 --> 01:07:05,967
Radyometrik tarihlemenin
bir başka varsayımı,

919
01:07:06,037 --> 01:07:11,499
ebeveyn elementin kıza dönüşme
hızının zamanla sabit olmasıdır.

920
01:07:12,277 --> 01:07:15,147
Bu genelde geçmişteki
deneylerle ortaya çıktı,

921
01:07:15,247 --> 01:07:18,817
ancak son zamanlarda ABD ve
Avrupa'daki bazı bilim adamları,

922
01:07:19,687 --> 01:07:23,137
en azından bazı
elementlerin, özellikle

923
01:07:23,217 --> 01:07:29,147
kobalt-60, sezyum-137,
silikon-32 ve radyum-226'nın

924
01:07:29,497 --> 01:07:31,247
değişim hızının farklılık
gösterdiğini söyledi.

925
01:07:31,367 --> 01:07:34,377
Bunun neden olduğunu
anlamıyorlar, ama oranın

926
01:07:34,797 --> 01:07:38,607
dünya ve güneş arasındaki mesafeye
göre değiştiğini kaydettiler.

927
01:07:39,317 --> 01:07:43,887
Bunun radyometrik
tarihle ilgili önemi,

928
01:07:43,917 --> 01:07:45,927
dönüşüm oranının sabit
olduğu varsayımının

929
01:07:46,297 --> 01:07:48,347
kısa vadede açıkça
doğru olmadığı

930
01:07:48,697 --> 01:07:51,257
ve dolayısıyla uzun
vadede doğru olmayacağı

931
01:07:51,417 --> 01:07:54,427
ve bunun hesaplamayı
geçersiz kılacağıdır.

932
01:07:59,207 --> 01:08:00,787
Buna ek bir kanıt da

933
01:08:00,907 --> 01:08:04,467
bazı bilim adamlarının zirkon
kristallerinin beklenmedik oranlarda

934
01:08:04,507 --> 01:08:06,107
helyum içerdiği, Yaratılış
Araştırmaları Enstitüsü'nün

935
01:08:06,427 --> 01:08:10,707
öncülüğünde yapılan
bir deneydir.

936
01:08:11,277 --> 01:08:16,337
Helyum, uranyum 238’in kurşun 206’ya
indirgenmesinin bir yan ürünüdür.

937
01:08:16,397 --> 01:08:19,827
Bu kristallerdeki kurşunun
uranyuma oranıyla hesaplanan

938
01:08:20,157 --> 01:08:24,157
radyometrik yaş bir
buçuk milyar yıldı.

939
01:08:24,787 --> 01:08:27,657
Ama helyum bu kristallerden
hızla uzaklaşır,

940
01:08:27,707 --> 01:08:31,147
yani kristaller
gerçekten o yaştaysa

941
01:08:31,467 --> 01:08:34,687
aslında tüm helyumun
gitmesi gerekir.

942
01:08:35,157 --> 01:08:37,717
Yani kristallerde bulunan
yüksek orandaki helyum

943
01:08:37,967 --> 01:08:41,687
onların bir buçuk milyar
yaşında olamayacağını

944
01:08:41,865 --> 01:08:47,815
ve uranyumdan kurşuna dönüşün çok
daha hızlı olduğunu gösterir.

945
01:08:51,476 --> 01:08:56,557
Üçüncü varsayım, kayanın oluşumundan
itibaren kapalı bir sistem olmasıdır.

946
01:08:56,867 --> 01:09:00,187
Bunun anlamı, herhangi
bir potansiyel kimyasal

947
01:09:00,217 --> 01:09:04,290
veya fiziksel süreç tarafından
herhangi bir ana elemanın

948
01:09:04,307 --> 01:09:07,812
veya kız elemanın kayaya eklenmemesi
ya da çıkartılmamasıdır.

949
01:09:07,827 --> 01:09:12,403
Radyometrik tarihlemenin geçerli olması
için tüm bu varsayımlar doğru olmalıdır.

950
01:09:12,827 --> 01:09:15,247
Eğer değillerse sonuçlar
güvenilir değlidir.

951
01:09:15,457 --> 01:09:17,947
Bir yaşlı dünya jeoloğunun fosil için
tarih belirlemesinin standart yolu,

952
01:09:18,217 --> 01:09:22,447
diyelim dinozor 65
milyon yıl önce öldüyse

953
01:09:22,717 --> 01:09:27,058
bu fosilin tarihiyle değil,
fosil yanındaki taşların

954
01:09:27,097 --> 01:09:29,787
tarihini bulup bunu eşit
kabul etmesi şeklindedir.

955
01:09:30,027 --> 01:09:32,470
Radyoaktif tarihleme
yöntemlerini kullanarak

956
01:09:32,647 --> 01:09:36,421
diyelim bu taş 65 milyon yaşındaysa,
altında da dinazorlar varsa,

957
01:09:36,487 --> 01:09:41,428
onların bundan
genç olamaz denir.

958
01:09:41,497 --> 01:09:43,167
Sorulacak
ilginç bir soru

959
01:09:43,247 --> 01:09:46,987
fosiller için uygulanan
radyoaktif tarih yöntemlerinin

960
01:09:47,157 --> 01:09:50,747
taşlar için de uygun olup olmadığıdır.
Eğer ikisi uyumlu ise,

961
01:09:51,096 --> 01:09:56,027
belki de eski çağ jeologlarının fosillerin
yaşı için güçlü bir tezi vardır.

962
01:09:56,537 --> 01:10:00,117
Eğer aynı yaşta görünen şeyler
için iki farklı yaş buluyorsanız,

963
01:10:00,517 --> 01:10:05,417
o zaman ya içinden biri doğru
ya da hepsi yanlıştır.

964
01:10:05,472 --> 01:10:09,448
[Bazalt“45 milyon yaşında”] [Bazaltta
fosilleşmemiş gömülü ağaç “45 milyon yaşında”]

965
01:10:09,577 --> 01:10:14,558
Çoğu kişi karbon tarihlemesinin
milyonlar hatta milyarlarlar yaşındaki
şeyler için kullanıldığını düşünür.

966
01:10:15,037 --> 01:10:19,457
Fakat yarı ömrü nedeniyle
karbon tarihlemesi teoride

967
01:10:19,837 --> 01:10:23,227
yalnız en fazla onbinlerce
yıllık şeylerde kullanılır,

968
01:10:23,457 --> 01:10:27,704
Çünkü o süreden sonra,
karbon 14’ün çoğu

969
01:10:27,777 --> 01:10:31,537
gittiğinin bugünün modern
aletleriyle dahi tespit edilemez.

970
01:10:32,117 --> 01:10:34,747
Eğer tüm dünya saf
karbon 14 olsaydı,

971
01:10:34,997 --> 01:10:40,575
hepsi yok olup biz hesaplayamayana kadar
en fazla bir milyon yıl dayanırdı.

972
01:10:41,367 --> 01:10:45,447
Fakat elmaslar
dahil olmak üzere

973
01:10:45,497 --> 01:10:49,967
devamlı milyon hatta milyarlarca yaşında
olduğu söylenen şeylerde karbon buluyoruz.

974
01:10:49,997 --> 01:10:52,187
Fakat karbon
14ü bulmamız

975
01:10:52,197 --> 01:10:54,767
milyon ya da milyarlarca yıl
olamayacağını gösterir.

976
01:10:55,157 --> 01:10:59,477
Yani karbon aslında ayetlerdeki
zamanın güçlü bir müttefiği

977
01:10:59,487 --> 01:11:02,727
ve evrimsel milyonlarca yıl
teorisinin aksinin kanıtı.

978
01:11:03,037 --> 01:11:05,687
Fosillerin tarihlenmesi
zaman içinde

979
01:11:05,717 --> 01:11:09,017
bize fosil içerisinde
karbonun olduğunu gösterdi.

980
01:11:09,557 --> 01:11:12,837
Bu, onlar mosasaların fosilleri
de deniz kabukları fosilleri de,

981
01:11:13,207 --> 01:11:15,947
taşlaşmış ağaç fosilleri ya da
sahip olduğumuz fosil yakıtların,

982
01:11:16,267 --> 01:11:18,927
özellikle de kömür,
petrol ve doğalgazın

983
01:11:19,097 --> 01:11:21,267
herhangi bir çeşidi olsa
da olmasa da doğrudur.

984
01:11:21,537 --> 01:11:24,747
Bunların örnekleri
1970'lerden beri

985
01:11:24,897 --> 01:11:27,017
analiz edildi ve yaşları
o kadar büyük olsa,

986
01:11:27,607 --> 01:11:30,367
var olmamaları
gerektiğini gösterdi.

987
01:11:31,887 --> 01:11:34,337
Kömür karbon 14 konusunda
özellikle ilginç bir vakadır.

988
01:11:34,547 --> 01:11:37,007
Kömür sıkıştırılmış
bitkilerin kalıntısıdır,

989
01:11:37,037 --> 01:11:38,817
yani ekosistemin bir parçası olarak
karbon ile etkin bir ilişkisi vardır.

990
01:11:38,907 --> 01:11:41,827
Tüm dünyada bulunur

991
01:11:42,107 --> 01:11:44,157
ve jeolojik
kalıntılarda da vardır.

992
01:11:45,157 --> 01:11:47,147
Yaratılış bilimcileri
farklı yerlerden

993
01:11:47,627 --> 01:11:51,147
kömür tabakaları
toplayarak

994
01:11:51,477 --> 01:11:53,597
karbon oranını ölçtüklerinde,
toplandıkları yer

995
01:11:53,817 --> 01:11:55,797
ya da jeolojik katman
fark etmeksizin

996
01:11:56,067 --> 01:11:59,397
hepsinin aynı oranda karbona
sahip olduğunu gördüler.

997
01:11:59,827 --> 01:12:02,597
Yani kömür tabakaları
kömürün onlarca

998
01:12:02,977 --> 01:12:07,627
ya da yüzlerce milyon yılda yavaşça
birikimi ya da şekillenmesini kanıtlamdı,

999
01:12:08,017 --> 01:12:11,577
tüm örneklerdeki
aynı orandaki karbon

1000
01:12:12,017 --> 01:12:15,297
hepsinin yakın geçmişte
gömüldüğünün kanıtıdır.

1001
01:12:16,667 --> 01:12:20,427
Radyometrik tarihleme oldukça
bilimsel bir süreç gibi görünse de

1002
01:12:20,567 --> 01:12:24,247
ölçümlerden gördüğümüz hayli
hatalı sonuçlar verdiği

1003
01:12:24,817 --> 01:12:29,147
ve normal uygulanmasının ötesinde
bilinmeyen varsayımlar nedeniyle

1004
01:12:29,517 --> 01:12:32,607
bir çok açıdan
güvenilirlik sağlamıyor.

1005
01:12:33,931 --> 01:12:36,082
[Radyometrik
Tarihleme Özeti: ]

1006
01:12:36,114 --> 01:12:40,121
[Sunulan tüm radyometrik tarih hesaplamaları
bilinmeyen varsayımlara dayanıyor]

1007
01:12:40,131 --> 01:12:44,133
[Known young lava flows actually
‘date’ as millions of years old]

1008
01:12:44,140 --> 01:12:48,121
[Taşlar ve içindeki fosiller genelde
çatışan tarihler sunuyorlar]

1009
01:12:48,143 --> 01:12:52,111
[Birçok radyo-izotopun yarıömrü bilinmeyen
nedenlerde geçmişte farklılık gösteriyor.]

1010
01:12:52,131 --> 01:12:56,143
[Karbon 14 testi yaratılışçı
modelin güçlü bir destekçisi]

1011
01:13:04,503 --> 01:13:09,104
[Kozmoloji]

1012
01:13:09,117 --> 01:13:17,084
[Kozmoloji : Test
edilebilir bilim mi? ]

1013
01:13:17,117 --> 01:13:21,267
Büyük patlama genellikle
kesinleşmiş, iyice anlaşılmış,

1014
01:13:21,817 --> 01:13:26,027
tüm kanıtlar geçmişe
dair bu resme

1015
01:13:26,587 --> 01:13:32,397
ve milyonlarca yılı kesin şekilde
gösteriyor gibi sunuluyor.

1016
01:13:32,617 --> 01:13:38,197
Büyük patlama, etrafımızdaki
evreni gözlemlediğimizde,

1017
01:13:38,477 --> 01:13:40,977
galaksilerin ve
yıldızların bizden

1018
01:13:41,377 --> 01:13:44,757
uzaklaşması
fikrine dayanır.

1019
01:13:45,197 --> 01:13:47,607
Bunu geriye sardığınızda
bunların tümü

1020
01:13:47,827 --> 01:13:50,707
tek bir yere dönüyor
gibi görülür,

1021
01:13:50,787 --> 01:13:52,637
ve insanlar bunun 14 ya da 15
milyar yıl önce patladığını

1022
01:13:54,117 --> 01:13:58,537
şu anda gördüklerimizin bunun
sonucu olduğunu söyler.

1023
01:13:59,157 --> 01:14:02,167
Fakat aslında
büyük patlama

1024
01:14:03,167 --> 01:14:07,117
bir çok temel yoldan bazı
gözlemleri açıklayamaz.

1025
01:14:07,957 --> 01:14:16,821
Bugün bizlere yaşadığımız evrenin %96’sı
hakkında bilgimiz olmadığı söylenir.

1026
01:14:17,827 --> 01:14:21,530
Bildiğimiz diğer %4ün ise normal
maddeden, üzerinde oturduğumuz sandalye,

1027
01:14:22,571 --> 01:14:28,387
odamız, dünya, güneş sisteminden oluştuğu,
gördüklerimizin normal madde olduğu

1028
01:14:28,813 --> 01:14:32,497
is normal matter, and the rest is
this dark matter and dark energy.

1029
01:14:33,747 --> 01:14:36,224
Obama'nın enerji bakanı
olan bakan Steven Chu,

1030
01:14:36,297 --> 01:14:38,558
lise öğrencilerine yönelik Avustralya
Fizik Enstitüsü konferansında,

1031
01:14:38,637 --> 01:14:43,341
“Evren hakkında
bilmemiz gereken

1032
01:14:43,667 --> 01:14:46,987
her şeyi biliyoruz” demiştir,
“birkaç küçük ayrıntı dışında:

1033
01:14:47,067 --> 01:14:50,947
karanlık enerji nedir ve
karanlık madde nedir?”

1034
01:14:51,547 --> 01:14:54,837
Bu, evrenin hiçbir şey
bilmediği şeylerin% 96'sı.

1035
01:14:58,847 --> 01:15:06,277
Kozmoloji düzenli tekrarlanır ve test edilir
bilim bağlamında gerçek bilim değildir,

1036
01:15:06,797 --> 01:15:10,957
Çünkü kozmoloji bir seferlik
bir olayla ilgilidir,

1037
01:15:11,187 --> 01:15:13,617
büyük patlama geçmişte
bir kez olmuştur,

1038
01:15:13,977 --> 01:15:17,627
tekrarlayamayız, test edecek başka
evrenimiz yoktur, yalnız bu evren vardır.

1039
01:15:17,927 --> 01:15:23,257
Yani kozmoloji gerçek bilim
tanımının dışarısında kalmaktadır.

1040
01:15:23,787 --> 01:15:27,407
Büyük patlamaya göre evrenin
zamanda bir başkangıcı vardır.

1041
01:15:27,427 --> 01:15:29,917
Bu yalnız 12
milyar diyelim,

1042
01:15:30,277 --> 01:15:34,327
öyleyse biz en fazla 13
milyar ışık yılı görebiliriz.

1043
01:15:35,427 --> 01:15:38,307
Bu okyanusta yalnız bir
damlayı görmemiz demektir.

1044
01:15:39,297 --> 01:15:42,617
Evrenin kalanıyla ilgili büyük
varsayımlar yapmamız gerekir.

1045
01:15:43,197 --> 01:15:47,527
Peki ya biz yalnızca küçük
yerel bi balonda yaşıyorsak

1046
01:15:48,507 --> 01:15:50,967
ve evrenin kalanı
tamamen farklıysa?

1047
01:15:51,637 --> 01:15:56,317
Bir çok kişi yaratılışçıların ışık
seyahatiyle sorunu olduğunu söyler,

1048
01:15:56,647 --> 01:16:00,057
yani dünya yalnız
6000 yıllıksa

1049
01:16:00,217 --> 01:16:02,167
uzaktaki yıldızlardaki
ışığı nasıl görürüz?

1050
01:16:02,797 --> 01:16:05,707
Fakat aslında büyük patlamanın
kendi ışık seyahati sorunu vardır.

1051
01:16:06,137 --> 01:16:08,967
Bu büyük patlamadan sonra
iddia edilen kozmik geri plan

1052
01:16:08,987 --> 01:16:11,777
mikrodalga radyasyonuyla
ilgilidir,

1053
01:16:12,347 --> 01:16:16,017
ve bunun uzayda
nereye baksanız

1054
01:16:16,457 --> 01:16:17,837
aynı sıcaklıkta
olduğu gözlenmiştir.

1055
01:16:18,717 --> 01:16:22,317
Ve enerjinin, tüm bu
sıcaklık derecesini

1056
01:16:22,347 --> 01:16:24,396
o kadar geniş bir
alana yaymak için

1057
01:16:24,437 --> 01:16:27,875
aktarılmasına yeterli
zaman yoktu.

1058
01:16:27,937 --> 01:16:29,907
Buna ufuk
problemi denir.

1059
01:16:30,667 --> 01:16:35,377
Buna bir çözüm
getirmek için

1060
01:16:35,757 --> 01:16:37,687
ilginç bir açıklama
getirilmektedir,

1061
01:16:38,227 --> 01:16:40,307
buna enflasyon
periyodu denir.

1062
01:16:40,337 --> 01:16:44,677
Yani bu büyük patlamadan oldukça
kısa süre sonraki bi olayda,

1063
01:16:45,197 --> 01:16:49,040
evren muazzam katlanmalarla
büyüdü ve sonra

1064
01:16:49,157 --> 01:16:53,257
bir şekilde bu enflasyon
dönemi denilen şey durdu.

1065
01:16:53,667 --> 01:16:57,297
Yani bir neden olmaksızın başlıyor
ve bir neden olmaksızın bitiyor,

1066
01:16:57,417 --> 01:17:01,207
bu arada bu olurken yer
çekimi aksine çalışıyor,

1067
01:17:01,227 --> 01:17:05,037
yani maddeler birbirini
çekmek yerine itiyor.

1068
01:17:05,917 --> 01:17:14,046
Yani büyük patlamanın bariz sorunu, bu
harika hikaye ile kapatılmaya çalışılır.

1069
01:17:14,827 --> 01:17:21,245
Enflasyon taraftarlarının, ışıktan hızlı bu
genişleme için iyi bir fiziksel modeli yoktur;
bu bir hata payıdır.

1070
01:17:21,747 --> 01:17:25,367
Fakat Kutsal Kitap, Tanrı'nın
gökleri gerdiğini defalarca söyler.

1071
01:17:25,717 --> 01:17:28,497
Arka plandaki sıcaklığın
sabitliği evrenin zaman ve

1072
01:17:28,557 --> 01:17:33,667
mekan dışındaki tek bir Yaratıcı
tarafından idame edilmesiyle uyumludur.

1073
01:17:34,037 --> 01:17:37,247
Daha da ötesi, bu yalnız “Tanrı
yaptı” açıklaması değildir,

1074
01:17:37,487 --> 01:17:41,817
yaratılışçı fizikçiler Einstein’ın
izafiyet teorisini kullanarak

1075
01:17:42,017 --> 01:17:45,237
birçok farklı model
geliştirmiştir.

1076
01:17:50,987 --> 01:17:53,237
Büyük patlama
modeli temelde

1077
01:17:53,657 --> 01:17:56,297
yüksek kırmızıya kayan
objelerin uzak,

1078
01:17:56,467 --> 01:17:58,637
düşüklerin yakın
olduğunu söyler.

1079
01:17:59,157 --> 01:18:01,488
Halton Arp ve başkaları
gibi astronomlar

1080
01:18:01,714 --> 01:18:04,639
yüksek kırmızıya kayan
gökcisimlerinin

1081
01:18:04,867 --> 01:18:07,795
fiziksel olarak düşük
olan galaksilerde

1082
01:18:08,479 --> 01:18:13,069
bağlantılı olduğu
istisnaları bulmuştur.

1083
01:18:13,406 --> 01:18:15,948
Fiziksel olarak bağlantılı
derken iki X-ray

1084
01:18:16,099 --> 01:18:19,155
yayan gazı yıldız
köprülerin ve

1085
01:18:19,517 --> 01:18:20,965
gazların bağlamasından
bahsediyorum.

1086
01:18:21,833 --> 01:18:25,628
Meşhur örneklerden
biri NHC 7319’dur.

1087
01:18:25,868 --> 01:18:32,322
aktif düşük yayan bir spiral
galaksi önünde görüyoruz,

1088
01:18:33,157 --> 01:18:36,457
ki bu büyük patlama
evreninde olamazdı.

1089
01:18:36,815 --> 01:18:38,158
Burada yanlış
bir şey var,

1090
01:18:38,732 --> 01:18:41,288
yanıtlanması gereken
ciddi bir soru var.

1091
01:18:42,327 --> 01:18:44,576
Oldukça farklı kızıla
kaymaların görüldüğü objelerin

1092
01:18:44,659 --> 01:18:48,356
bir şekilde bağlantılı olması
anormalliğinden çok var.

1093
01:18:48,747 --> 01:18:52,794
Eğer kızıla kayma uzaklık ölçüsü
olsaydı bu mümkün olamazdı.

1094
01:18:53,034 --> 01:18:55,207
Fakat açıkça bağlantılılar,
bu da kızıla kaymanın

1095
01:18:55,406 --> 01:18:57,988
standart yorumunun
yanlış olması demek,

1096
01:18:58,283 --> 01:19:01,080
bu da büyük patlamayı
baltalıyor.

1097
01:19:02,037 --> 01:19:05,302
Eğer teori gözlemlediklerimizin
yanlış tanımlaması ise,

1098
01:19:06,199 --> 01:19:08,409
bunu gözlemimize uydururken
teorinin çalışması için

1099
01:19:08,435 --> 01:19:11,902
hayali varlıklar
yaratmamız gerekir.

1100
01:19:12,620 --> 01:19:16,086
Kara madde spiral galaksilerde,
küme ve benzeri yerlerdeki

1101
01:19:16,081 --> 01:19:18,617
tuhaf hareketleri açıklamak
için kullanılır.

1102
01:19:19,037 --> 01:19:23,908
Kara enerjiyse evrenin bu parlak
süpernova ışık kaynaklarını

1103
01:19:23,984 --> 01:19:28,771
kullandığındaki anormal ivmesini
açıklamak için kullanılır.

1104
01:19:28,827 --> 01:19:32,460
Enflasyon ise evreni
düzleştirmek,

1105
01:19:32,484 --> 01:19:34,818
bugün gördüğümüz hale
getirmek için kullanılır.

1106
01:19:35,839 --> 01:19:40,086
Fakat bu bilinmeyenler
deneyle onaylanmamıştır,

1107
01:19:40,520 --> 01:19:42,957
ve bence asla
onaylanmayacaklar.

1108
01:19:43,277 --> 01:19:46,787
Büyük patlama teorisinin bir
çok seküler muhalifi vardır.

1109
01:19:47,292 --> 01:19:51,648
2004’te, bu kozmoloji
muhaliflerinin 33'ü

1110
01:19:51,844 --> 01:19:54,487
New Scientist'te yayınlanan
açık bir mektup yazdı

1111
01:19:54,515 --> 01:19:57,917
ve buna 100'den fazla
kozmolog dahil edildi.

1112
01:19:58,405 --> 01:20:00,035
Ve diğer şeylerle birlikte “açık
fikir alışverişinin olmadığı”

1113
01:20:00,352 --> 01:20:05,653
ve “şüphe ve karşıt görüşün hoş
görülmediğini” söylemişlerdir.

1114
01:20:05,827 --> 01:20:11,416
“fiziğin başka hiçbir alanında teori ve
gözlem arasındaki boşluğu gidermek için”

1115
01:20:11,488 --> 01:20:15,498
“bu sürekli yeni varsayımsal
onjelere başvurma kabul edilmezdi”

1116
01:20:16,727 --> 01:20:19,753
Öyleyse şu soruyu sorabilirsiniz,
neden tüm modern teknoloji,

1117
01:20:19,864 --> 01:20:25,773
süper bilgisayarlar, ayarlanabilir lensli büyük
teleskoplarımız, uzay teleskoplarımız varken

1118
01:20:26,476 --> 01:20:34,053
bu bilinmeyenlere başvurmadan
büyük patlamayı destekleyemedik?

1119
01:20:34,432 --> 01:20:36,964
Büyük patlamaya inanmak
için iman duymalısınız.

1120
01:20:37,267 --> 01:20:39,842
Bazı şeyleri olmuş
kabul etmelisiniz,

1121
01:20:40,127 --> 01:20:43,552
onlar olmadan bir
hesaplama yapılamaz.

1122
01:20:44,037 --> 01:20:50,609
Peki evrenin %96sının bilmediğimiz şeylerden
oluştuğu gülünç duruma nereden geldik?

1123
01:20:51,476 --> 01:20:54,043
Kozmoloji deneysel
bilim değildir.

1124
01:20:54,592 --> 01:20:58,150
Hatta kozmoloji bilim değil
diyecek kadar ileri giderim.

1125
01:20:58,189 --> 01:21:01,873
O bir felsefedir, dindir, dünya görüşüdür.
Bir inanç sistemidir.

1126
01:21:02,377 --> 01:21:03,813
Bilim değildir.

1127
01:21:04,182 --> 01:21:06,110
[Kozmoloji özeti:]

1128
01:21:06,145 --> 01:21:10,162
[Gözlemin ötesinde ne
olduğunu bilemeyiz.]

1129
01:21:10,196 --> 01:21:14,163
[Anormallikler kızıla kaymanın güvenilir
bir uzaklık ölçüsü olmadığını kanıtlar]

1130
01:21:14,177 --> 01:21:18,161
[Büyük patlama modeli, arka plan
sıcaklığının homojenliğini açıklamak için
yeterli zaman tanımaz. (ufuk problemi)]

1131
01:21:18,176 --> 01:21:22,127
[Büyük patlama teorisi test edilemeyecek büyük
varsayımlara dayalıdır (ör. Enflasyon)]

1132
01:21:22,142 --> 01:21:26,158
[Büyük patlama evreninin %96sı
hayaldir (kara madde, kara enerji)]

1133
01:21:26,189 --> 01:21:30,170
[Kozmoloji tekrarlanabilir, test
edilebilir bir bilim değildir]

1134
01:21:40,412 --> 01:21:45,396
[Ahlaki Sonuçları]

1135
01:21:45,446 --> 01:21:55,696
[Ahlaki Sonuçları: Bizler bir
kimya poşedinden fazlası mıyız? ]

1136
01:21:55,747 --> 01:22:03,247
Ben büyük evrim teorisinin bile bilim
ve felsefe karması olduğunu söylerim.

1137
01:22:03,709 --> 01:22:08,577
Ve günümüzde felsefe
bilimden daha baskındır.

1138
01:22:08,932 --> 01:22:13,497
Bilim felsefeyi ve natüralizmi
desteklemek için kullanılır.

1139
01:22:14,207 --> 01:22:20,340
Gördüğüm şey çoğu kişinin, çoğu evrimcinin
konumlarını eleştirerek incelemediği.

1140
01:22:20,715 --> 01:22:26,492
Bu onların zihinlerinde bile öyle kutsal konumda
ki zayıflıkları incelemeye başlamıyorlar.

1141
01:22:27,077 --> 01:22:28,466
Bu ciddi bir sığınak.

1142
01:22:28,947 --> 01:22:36,422
Bu nedenle yaratılış/evrim tartışmasının
bilim adamları örneğin gün ışığının

1143
01:22:37,157 --> 01:22:42,073
çiçekleri güdülemesini incelerkenki
mantıksal argümanlarına

1144
01:22:42,310 --> 01:22:46,110
benzemiyor demeye
çalşıyorum.

1145
01:22:46,404 --> 01:22:48,313
Ama yaratılış/evrim
sorununda,

1146
01:22:49,191 --> 01:22:51,601
eğer evrim
doğru değilse,

1147
01:22:51,672 --> 01:22:54,723
bu yaratıldık demektir.
Ayetlerdeki hikaye doğruysa,

1148
01:22:54,972 --> 01:22:58,497
sorumluluğumuzun Kutsal Kitap
Tanrı’sına karşı olduğu gerçektir.

1149
01:22:58,787 --> 01:23:01,748
Ve çoğu kişi için
bu yasak bölgedir.

1150
01:23:02,506 --> 01:23:05,132
Eğer kendinizi entelektüel
elitler arasında görüyorsanız

1151
01:23:05,146 --> 01:23:07,436
bir Darwinist olmalısınız,
o kadar basit.

1152
01:23:07,929 --> 01:23:10,686
Bu klübe girmek için
ödenen aidat gibidir.

1153
01:23:11,634 --> 01:23:14,157
Yani bu çok güçlü
bir motivasyon.

1154
01:23:14,461 --> 01:23:17,292
Ve bunun tersi de var, yani
eğer değilseniz aşağılanacak

1155
01:23:17,608 --> 01:23:21,914
ve gerçekten aptal ve
cahilmişsiniz tavrı göreceksiniz.

1156
01:23:22,457 --> 01:23:26,735
Dalga geçilme korkusu
kampüslerde çok belirgin.

1157
01:23:27,059 --> 01:23:29,926
Darwin teorisiyle ilgili temel
problemler olduğunu gören

1158
01:23:30,222 --> 01:23:32,459
bir çok bilim adamı var,
ama sessiz kalıyorlar

1159
01:23:32,861 --> 01:23:36,163
çünkü şüphelerini
dile getirirlerse

1160
01:23:36,708 --> 01:23:37,825
bela alacaklarını
biliyorlar.

1161
01:23:38,234 --> 01:23:40,174
Hibe almayacaklar,
para almayacaklar,

1162
01:23:40,185 --> 01:23:42,411
siyasi olarak yanlış olup
arkadaş edinemeyecekler.

1163
01:23:42,921 --> 01:23:48,157
Darwin'i sorguladığınızda akademik
başarıya giden her şey ortadan kalkar.

1164
01:23:48,186 --> 01:23:58,985
“Bazı yapılarının buluşlarının absürtlüğüne rağmen bilimin tarafını tutarız… 
çünkü daha öncelikli bir bağlılığımız vardır, materyalizm bağlılığı… daha da fazlası bu
materyalizm kesindir, çünkü kapıdan İlahi bir Ayağın adım atmasına izin veremeyiz.”

1165
01:23:59,157 --> 01:24:08,895
Yani eğer evrim doğruysa, bir çok
dürüst evrimciler ahlak için mantıklı
bir temelin olmadığını biliyorlar.

1166
01:24:09,181 --> 01:24:21,151
[“Ahlakın nihai bir temeli yoktur,
hayatta nihai bir amaç yoktur,
ve özgür irade yalnız bir insan mitidir.”]

1167
01:24:21,207 --> 01:24:25,400
Bu her türlü şeyi
yeniden düşündürür,

1168
01:24:25,774 --> 01:24:28,689
örneğin kürtajı kötü
kılan şey nedir?

1169
01:24:29,869 --> 01:24:33,455
Yani nihayetinde istenmeyen bir
hamilelik yaşarsan neden ertelemeyesin?

1170
01:24:33,518 --> 01:24:35,397
Nihai olarak
önemi nedir?

1171
01:24:36,617 --> 01:24:39,310
Ya biri yaşlı
ve verimsizse?

1172
01:24:39,942 --> 01:24:44,617
Toplum üzerinde yük yaparlar, toplum
onları destekler, doyurur ve bakar.

1173
01:24:45,237 --> 01:24:48,529
Neden şimdiden onlara yardımcı olarak
onlardan kurtulmayalım, değil mi?

1174
01:24:49,827 --> 01:24:51,701
Burda bazı ahlaki
sonuçlar vardır.

1175
01:24:51,824 --> 01:24:56,108
Eğer bir Yaratıcı tarafından yaratıldıysak o
bize sahiptir ve kural koyma hakkı vardır.

1176
01:24:56,475 --> 01:25:00,344
Fakat her şey kendiliğinden
oluşuyor, doğru ve yanlış yoksa

1177
01:25:00,520 --> 01:25:02,995
biz gerçekten de düzenlenmiş
yosun tabakalarıyız.

1178
01:25:03,200 --> 01:25:08,448
O zaman cinayet nedir? Bir kimyasal torbasının
bir başka kimyasal torbasını etkilemesidir.

1179
01:25:08,985 --> 01:25:11,213
Bilim size cinayetin iyi mi
kötü mü olduğunu söyleyemez.

1180
01:25:11,216 --> 01:25:13,428
Bu eylemin bir şeyi
öldüreceğini söyler,

1181
01:25:13,600 --> 01:25:15,157
ama doğru mu yanlış
mı söylemez.

1182
01:25:15,555 --> 01:25:19,051
Bu evrim sorunu insanların
hayatında çok şeyi etkiler.

1183
01:25:19,324 --> 01:25:21,225
Kendileri hakkındaki
düşüncelerini etkiler.

1184
01:25:21,462 --> 01:25:23,691
İnsanların birbirine
davranışını etkiler.

1185
01:25:24,076 --> 01:25:28,245
Yaşam için
motivasyonlarını etkiler.

1186
01:25:28,599 --> 01:25:32,519
Ülkedeki yasalara
bakışlarını etkiler.

1187
01:25:32,721 --> 01:25:35,761
Diğer insalara verdikleri
değeri etkiler.

1188
01:25:36,157 --> 01:25:40,248
Bir çok Hıristiyan eleştirmeni
farklı dini savaşlara,

1189
01:25:40,268 --> 01:25:43,443
Haçlı Seferlerine,
Engizisyonlara işaret eder.

1190
01:25:44,050 --> 01:25:48,087
Öncelikle bu insanlar Mesih’in
öğretişlerine aykırı hareket ediyorlardı.

1191
01:25:48,378 --> 01:25:51,159
İkincisi, sayılar
yirminci yüzyılda

1192
01:25:51,308 --> 01:25:54,813
ateist rejimler
tarafından yapılan

1193
01:25:54,809 --> 01:25:56,809
zulümlere oranla
düşüktür.

1194
01:25:57,946 --> 01:26:03,485
[Meo Zedong: En azından 78 milyon
kişinin ölümünden sorumlu]

1195
01:26:03,658 --> 01:26:10,417
[“Alman Führer…Almanya’yı uygulamada evrim
teorisine uydurmaya çalıştı.” -Sör Arthur Keith]

1196
01:26:10,537 --> 01:26:13,922
Evrim toplum için bir
temel olarak kullanıldı

1197
01:26:14,121 --> 01:26:16,916
ve bu toplum
Nazi toplumuydu.

1198
01:26:17,428 --> 01:26:20,988
Hitler kesinlikle Darwin’in fikirlerini
uygulamaya koymaya çalıştı,

1199
01:26:21,009 --> 01:26:25,002
örneğin en güçlünün yaşayıp
zayıfın ölmesi gibi.

1200
01:26:25,207 --> 01:26:28,473
Hitler bazı ırkların diğerlerinden
çok daha evrimleştiğine inanıyordu,

1201
01:26:28,557 --> 01:26:31,687
Yahudi halkı ise
insanlık dışındaydı.

1202
01:26:32,565 --> 01:26:37,929
Yani evrimin düşüncelerini
alıp kendimize uygularsak

1203
01:26:38,266 --> 01:26:40,580
sonuç pek tatlı
olmuyor.

1204
01:26:41,394 --> 01:26:43,721
Bu korkunç, çok kötü.

1205
01:26:44,236 --> 01:26:46,356
Ben aslen etnik
olarak Yahudi’yim.

1206
01:26:46,707 --> 01:26:50,074
Elbette benim halkım
Avrupa’dan silindi;

1207
01:26:50,081 --> 01:26:54,308
6 milyonumuz bu evrimci
felsefede katledildik.

1208
01:26:55,398 --> 01:26:59,161
Engelli kişiler daha
az insan kabul edildi.

1209
01:26:59,475 --> 01:27:02,563
Ve Hitler’in kendi
propaganda filmleri:

1210
01:27:02,707 --> 01:27:08,372
“Engelli insanların yaşamasına izin
vererek doğal seleksiyon yasasına
karşı ağır bir günah işledik” demiştir.

1211
01:27:08,964 --> 01:27:14,504
[“Son yıllarda insanlar doğal
seçilim yasasını ihlal ettiler.”]

1212
01:27:15,217 --> 01:27:17,844
[“Yalnızca ikinci seviye yaşam
formlarını desteklemedik…”]

1213
01:27:18,031 --> 01:27:22,676
[“…bunların ayılmasını teşvik ettik.
Bu hasta insanların yavruları ... ”]

1214
01:27:23,049 --> 01:27:24,943
[“…böyle
görünüyordu.”]

1215
01:27:26,692 --> 01:27:32,989
[“binlerce salya akıtan embesilin
beslenmesi ve bakılması gerekti…”]

1216
01:27:33,491 --> 01:27:36,379
[“tüm yaratıklardan
daha aşağı insanlar”]

1217
01:27:37,157 --> 01:27:44,162
Böylece Hitler, Tanrı suretinde
yaratılan masum yaşamın kutsal olduğu
Yahudi-Hıristiyan görüşü alarak

1218
01:27:44,309 --> 01:27:51,021
ari ırkın evrimi için iyi olan her şey
toplum için de iyidir görüşüyle değiştirdi.

1219
01:27:53,542 --> 01:27:57,272
Savaştan sonra öncü
Nazilere dava açıldı.

1220
01:27:57,349 --> 01:28:00,982
Fakat bazıları yanlış bir
şey yapmadıklarını çünkü

1221
01:28:01,037 --> 01:28:04,676
“ülkelerinin yasalarının Yahudileri
öldürün” dediğini söylediler.

1222
01:28:05,646 --> 01:28:08,157
Bunlara hangi temelde
dava açabilirsiniz?

1223
01:28:08,638 --> 01:28:12,157
Yalnız ulusal yasadan daha
üstün bir ahlak varsa.

1224
01:28:12,440 --> 01:28:16,417
Bu ahlak insanlığın Yaratıcısından
gelmediyse nereden geldi?

1225
01:28:17,077 --> 01:28:20,258
Eğer bizler yalnız düzenlenmiş yosun
tabakaları isek üstün yasa yoktur.

1226
01:28:20,786 --> 01:28:24,157
İnsanoğlu diğerlerine karşı her türlü
kötülüğü yapabilecek kapasitededir.

1227
01:28:25,113 --> 01:28:27,667
Bunu sistemimizden
çıkardığımız ya da toplumu

1228
01:28:27,867 --> 01:28:33,964
bunun asla olmayacak şekilde
düzenlediğimize inanmak saflıktır.

1229
01:28:34,011 --> 01:28:38,317
Eğer güçlü insanlar zehirli
düşünceleri benimserse,

1230
01:28:38,665 --> 01:28:41,408
sonuç insanların
ölümü olur.

1231
01:28:43,727 --> 01:28:47,187
Geçen yüzyıl insan tarihinin
en kanlı dönemiydi.

1232
01:28:47,917 --> 01:28:51,169
Ve bu dini savaşlardan
dolayı değil,

1233
01:28:51,189 --> 01:28:54,630
Hitler ve Stalin, Mao ve Pot Pot
gibi ırkçı katliamlar yapan

1234
01:28:54,878 --> 01:29:00,121
hükümetlerin elinden çıktı.
Tüm bu rejimlerin

1235
01:29:00,969 --> 01:29:05,101
tek bir ortak noktası vardı, bu
da evrime tamamen inanmaktı.

1236
01:29:05,131 --> 01:29:08,117
Bu onların insanları kıyılacak hayvanlardan
fazlası olarak görmemelerini sağladı.

1237
01:29:08,618 --> 01:29:11,605
Mao kendini Darwin’in bir
öğrencisi olarak görmekteydi.

1238
01:29:12,094 --> 01:29:15,006
Hitler bu sıkıntının her şeyin
babası olduğunu bile yazmıştı.

1239
01:29:15,355 --> 01:29:20,382
“Ezeli savaşın hayatın kanunu olduğu bu
dünyada, savaşmayanın var olmaya hakkı yoktur.”

1240
01:29:21,790 --> 01:29:24,763
Çoğu kişi belki bunun işleri
fazla esnettiğini söyleyecektir,

1241
01:29:25,220 --> 01:29:27,851
ama ya çalışma kamplarına,
gaz odalarına ya da

1242
01:29:27,937 --> 01:29:30,095
ateşlere gönderilenlerden
biri olsaydınız

1243
01:29:30,868 --> 01:29:32,961
ve hem de evrime
inansaydınız?

1244
01:29:33,401 --> 01:29:39,159
Onların hatalı ya da ikinizin
de inandığı şeye uymayan

1245
01:29:39,741 --> 01:29:41,095
bir şey yaptıklarını söyleme
temeliniz olur muydu?

1246
01:29:41,494 --> 01:29:43,287
Fakat tarihten gerçekten
ders aldık mı?

1247
01:29:43,406 --> 01:29:48,121
çünkü Nazi Almanya’sının
arkasındaki felsefe

1248
01:29:48,527 --> 01:29:53,287
şimdi batı dünyasının genelinde
devlet okullarında zorunlu derstir.

1249
01:29:53,827 --> 01:29:58,291
Aynı türden sonuçların olduğu
tesadüflere şaşırmalı mıyız?

1250
01:29:58,367 --> 01:30:03,247
Şimdiden öncü filozoflar ve biyoetikçi
denilen kişiler doğumundan sonra

1251
01:30:03,477 --> 01:30:06,598
sağlıklı değilse bebekleri
öldürmemizi savunuyor.

1252
01:30:07,982 --> 01:30:11,247
Evrimsel bir görüşü
tamamen kabul ederse,

1253
01:30:11,274 --> 01:30:13,545
herhangi bir toplumun ne
yapacağını tahmin etmek zordur,

1254
01:30:14,071 --> 01:30:18,398
çünkü örneğin hayvanlar aleminden
ahlak çıkarmaya çalışırsanız

1255
01:30:18,750 --> 01:30:20,980
seçilecek çok
ahlak vardır.

1256
01:30:21,157 --> 01:30:26,515
Çünkü doğal dünyaya bir ahlak anlayışı
için baktığınızda gördüğünüz şey,

1257
01:30:26,631 --> 01:30:31,015
her çeşit farklı hayvanın her türlü farklı
şeyi yaparak, dünyaya adım attığıdır.

1258
01:30:33,590 --> 01:30:39,017
[Bu tavuk açlıktan ölecek olan
kardeşini aşağıda tutuyor.]

1259
01:30:39,413 --> 01:30:45,719
[Dişi örümcekler genelde
eşlerini yerler.]

1260
01:30:46,157 --> 01:30:49,524
Doğada güzellik olmasına rağmen dehşet de vardır.
Aynı Tennyson’un yazdığı gibi

1261
01:30:49,856 --> 01:30:51,566
“dişleri ve pençeleri
kırmızıdır”

1262
01:30:52,071 --> 01:30:57,127
Darwin bunu fark etti ve ve bu
göklerdeki bir Tanrı’nın varlığını
reddedişinin nedeni olarak görülüyor.

1263
01:30:57,630 --> 01:31:00,852
Fakat bu kötülükleri yalnız
doğal dünyada değil,

1264
01:31:00,862 --> 01:31:03,002
aynı zamanda daha
da büyük olabilecek

1265
01:31:03,314 --> 01:31:06,290
insana maruz kalmış
yerlerde de görüyoruz.

1266
01:31:06,748 --> 01:31:08,738
Bu iki kötülüğü görmek insanlarda
bir tepkiye neden olmalı.

1267
01:31:09,180 --> 01:31:13,991
Gerçek şu ki, bu bir şeylerin
yanlış olduğunu gösterip,

1268
01:31:14,092 --> 01:31:17,917
bizi durdurup farkına vardırmalıdır, böyle
olmamalıdır. Kimse ölümle brışık değildir.

1269
01:31:21,077 --> 01:31:24,577
Ama evrim, her şeyin tamamen
normal olduğunu söylüyor.

1270
01:31:26,997 --> 01:31:30,203
İnsanların Tanrı’ya dair en
büyük sorunlarından biri

1271
01:31:30,222 --> 01:31:31,902
eğer bir sevgi
Tanrısı varsa

1272
01:31:32,261 --> 01:31:34,808
dünyada neden bu kadar çok
ölüm ve acı olduğudur.

1273
01:31:35,157 --> 01:31:38,333
Kutsal Kitap bunu açıklar,
çünkü ayetlerdeki ölüm ve acı

1274
01:31:38,347 --> 01:31:41,565
insanın Yaratıcısına olan
isyanının sonucudur.

1275
01:31:41,706 --> 01:31:48,302
[“Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah
aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün
insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.” -Romalılar 5:12]

1276
01:31:48,394 --> 01:31:50,942
Fakat evrim ölüm ve
acının en başından

1277
01:31:50,947 --> 01:31:54,173
insanı üreten şeyin doğal bir
parçası olduğunu söyler.

1278
01:31:54,343 --> 01:31:58,295
Evrim acı çekenlere
bir teselli sağlamaz,

1279
01:31:58,482 --> 01:32:01,182
çünkü üzgünüm ama acı
hayatın parçasıdır.

1280
01:32:01,784 --> 01:32:03,774
Var olmanın
sıkıntılarından biridir.

1281
01:32:04,111 --> 01:32:07,281
Evrimcinin tüm
ölümcül kusurları

1282
01:32:07,777 --> 01:32:09,875
açığa çıksa bile,
inanç sistemini

1283
01:32:10,245 --> 01:32:12,679
elinde tumasının bir
nedeni daha var;

1284
01:32:13,384 --> 01:32:16,592
çünkü evrim
doğru değilse,

1285
01:32:17,124 --> 01:32:19,688
bu güçlü bir şekilde başka
bir şeye işaret eder.

1286
01:32:19,727 --> 01:32:27,728
“Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri … dünya yaratılalı beri
O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir.
Bu nedenle özürleri yoktur.” -Romalılar 1:20

1287
01:32:27,787 --> 01:32:31,208
Çünkü evren ve yaşam gerçekten
kendiliğinden var olmadıysa,

1288
01:32:31,712 --> 01:32:35,434
her şey kendiliğinden olmadıysa,
o zaman bir Yaratıcı olmalı,

1289
01:32:35,787 --> 01:32:39,867
ve o yaratıcı başka bir galaksiden
gelen küçük yeşil bir adam değil

1290
01:32:40,239 --> 01:32:42,157
Egemen Tanrı’nın
kendisi olacaktır.

1291
01:32:43,157 --> 01:32:46,235
Eğer Tanrı gerçekse, hayatımı buna
uyan şekilde yönlendirmeye çalışırım,

1292
01:32:46,655 --> 01:32:48,898
Eğer Tanrı gerçekse,

1293
01:32:49,837 --> 01:32:54,207
hayatımı buna uyan şekilde
yönlendirmeye çalışırım,

1294
01:32:54,752 --> 01:32:58,287
yaşlı dünyaya ve evrime inanan
iş arkadaşlarıma kadar…

1295
01:32:58,647 --> 01:33:01,878
...Saygıyla davranmamı
sağlar çünkü onların da

1296
01:33:03,027 --> 01:33:04,388
Tanrı suretinde yaratılmış
insanlar olduğuna inanırım.

1297
01:33:04,917 --> 01:33:06,050
Onların benden
farkı yoktur,

1298
01:33:06,453 --> 01:33:08,604
bildiğim başka kimseden
farkları yoktur.

1299
01:33:09,179 --> 01:33:11,736
Ve bu fikirle, Tanrı’nın
herkesi yarattığı

1300
01:33:11,748 --> 01:33:16,946
ve herkese baktığıyla
başlarsak,

1301
01:33:16,971 --> 01:33:19,361
bunun yüreklerimizde bir süre
oturmasına izin verirsek

1302
01:33:19,376 --> 01:33:23,613
iletişim kurduğumuz herkese
davranışımızı etkiler.

1303
01:33:23,993 --> 01:33:26,495
Kurtuluş düşünsel
eylemle gerçekleşmez,

1304
01:33:26,711 --> 01:33:30,218
Tanrı’yı ya
da teolojiyi

1305
01:33:31,459 --> 01:33:32,841
düşünmekle olmaz,

1306
01:33:33,783 --> 01:33:35,798
bu ruhsal bir
değişimdir.

1307
01:33:35,939 --> 01:33:44,706
“…Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve
Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten
iman edersen, kurtulacaksın.” -Romalılar 10:9

1308
01:33:44,843 --> 01:33:50,917
Bu yüzden, Tanrı'nın
kusursuzca yarattığını,

1309
01:33:50,973 --> 01:33:52,576
gerçek bir düşüş
olduğunu ve

1310
01:33:52,620 --> 01:33:57,440
Tanrı'nın Oğlu'nun kurbanı ile
bizi düzelttğini anladığımda,

1311
01:33:57,469 --> 01:34:01,046
bu imanımı gerçekten
değiştirdi.

1312
01:34:01,098 --> 01:34:04,062
On yıldır Hıristiyan
olmama rağmen

1313
01:34:04,104 --> 01:34:06,173
oldukça zayıf bir
Hıristiyandım.

1314
01:34:06,247 --> 01:34:09,687
İnancımın her yanı
Tanrı’ya tamamen bağlanmam

1315
01:34:09,759 --> 01:34:12,985
ve Sözüne inanmamla
gerçekleşti.

1316
01:34:15,789 --> 01:34:27,038
“Çünkü gökleri yaratan RAB, Dünyayı yaratıp biçimlendiren, pekiştiren, Üzerinde yaşanmasın diye değil, yaşansın diye Biçimlendiren RAB
–Tanrı O'dur– şöyle diyor: “RAB benim, başkası yok.” -Yeşaya 45:18

1317
01:34:27,538 --> 01:34:34,974
“Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi.
Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın,
hepsi sonsuz yaşama kavuşsun.” -Yuhanna 3:16

1318
01:34:35,154 --> 01:34:44,449
“Tanrı, Oğlu'nu dünyayı yargılamak için
göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla
kurtulsun diye gönderdi.” -Yuhanna 3:17

